Yazarla okurlar arasında köprü kuran aylık edebiyat dergisidir.

Yazar A. Caner Erkan ile yazarlık üzerine söyleşi


Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?

Yazmak benim için bir gereksinim. Düşüncelerimi, gözlemlerimi ve sorgulamalarımı kağıda dökmek, zihnimi düzenlemenin ve kendimi anlamanın bir yolu. Uğraş değil, 10 yaşından beridir yaşamımın bir parçasıdır.


İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?

Tarih 11 Eylül 2001 malum uçak saldırısını televizyonda görmemle kelimeleri duygularımdan aktarır oldum. Kelimeler, hislerimi anlamlandırmak için bir araç olmuştu o gün bu gündür devam ediyor.


Kitabınıza ilk imza attığınız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan geçen ilk düşünce ne olmuştu?

Büyük bir heyecan ve sorumluluk hissettim. “Acaba bu kelimeler gerçekten ulaşacak mı?” diye düşündüm. Okurun bana kitabımı uzatması, emeğimin bir köprü kurduğunu hissettirdi.


Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?

Evet, birçok kez fuarlara katıldım. İlk girişte heyecan, standlarda dolaşırken ise merak ve hayranlık duygusu hâkim oluyor. Her stand, farklı dünyalara açılan bir kapı gibi. İnsanların kitaplara dokunuşu, merakı beni hep motive ediyor.


Kitap fuarının okuma kültürümüze katkısı var mı? Son yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Kesinlikle katkısı büyük. Kitap fuarları, okuma alışkanlığını ve yazar-okur iletişimini güçlendiriyor. Her ilde düzenlenmesi, kültürün yayılması için önemli bir adım.


Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemin var mı?

Sessiz bir ortamda uzun yürüyüşler yaparım, gözlemlerimi not ederim. Ardından düzenli bir şekilde kurgularım ve birkaç taslak üzerinden çalışırım. Yani gözlem + düşünce + tekrar yazma, yöntemim budur.


Kendinize örnek aldığınız yerli veya yabancı bir yazar var mı? Etkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…

Bukowski’nin doğrudan ve cesur dili, Dostoyevski’nin psikolojik derinliği, bana yol gösteriyor. Anadolu sahasında ise Can Yücel, Neyzen Tevfik çizgisindeyim diyebilirim.


Edebiyatın günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızın koşulları içindeki yerini nasıl değerlendirirsiniz?

Edebiyat, çağımızda hâlâ insanın ruhunu besleyen temel bir güç. Dijital dünyanın hızında kaybolmamak için, okuma alışkanlığı ve yazı hâlâ vazgeçilmez. Edebiyat, hem eleştirel düşünceyi hem empatiyi geliştiriyor.


Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunun doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?

Evet, yazabilirim. Önemli olan gözlem ve empati yeteneği. İnsan davranışlarını gözlemleyip, karakterin iç dünyasını mantıklı bir şekilde inşa etmek, okuyucunun “yaşanmış gibi” hissetmesini sağlar.


Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz ettiğiniz oluyor mu?

Bazen oluyor. Ancak çoğunlukla karakterler aracılığıyla kendi gözlemlerimi aktarırım; doğrudan değil, dolaylı bir yolla.


Yazdıklarınızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?

Kitap kurdu olarak gördüğüm arkadaşlarıma… Çünkü ilk geri bildirimler, eserin duygu ve anlatımını ölçmek için çok değerli.


Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dediğiniz bir eser var mı?

Oluyor. Ama bunu eleştirmek yerine, kendimden ders çıkarırım. Her yazı kendi dünyasını yaratır; kendi bakış açımı geliştirmek için fırsat sağlar.


Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat edersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?

Haftada bir mutlaka giderim. Öncelikle içerik, ardından yazarın üslubu ve baskı kalitesi benim için önemli. Önerilerimde Rıza Zelyut, Arif Tekin, Muazzez İlmiye ÇIĞ, Sinan Meydan gibi isimler insanı cahillikten koparıyor fena kafa açıyor mutlaka okumalısınız.


Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?

İkisi de ayrı ayrı avantajlı. Kalem, zihni sakinleştirir ve fikirleri daha doğal akıtır; klavye ise hız ve düzen sağlar. Ben genellikle fikirleri kalemle başlatır, sonra klavyede tamamlarım.


Okurlarınıza son sözünüz ne olurdu?

“Okumak, sorgulamak ve yazmak özgürleştirir. Kendinizi keşfedin, kelimelerle kendinizi ifade etmekten korkmayın.” İmza günlerine tek başınıza değil arkadaşlarınızla gelin ki onlarda bu heyecanın atmosferini yaşasınlar.


Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 05 Kasım 2025

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi | göksel sözcükleriñ yayıncısı

2012'den bugüne hayallerinizi gérçekleştirirken yanınızdayız.