Yazarla okurlar arasında köprü kuran aylık edebiyat dergisidir.

Yazar Mert Aydın İle Yazarlık Üzerine Söyleşi

Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?
Yazmak; varlıklara yükleyebildiğimiz anlamların bazen paylaşılması, bazen kaydedilmesi içindir. Yeni anlamlandırmalara yer açmaktır bir nebze… Sıradakine alan açan bir gereksinimdir.

İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?
İlk yazım 2022 yılında yarıda kalan bir denemeydi, uzun süreli bir ara vermiştik o cümlelerle birbirimize. 2025 yılında bambaşka bir konu için masaya oturduğumda önce o yazıyı açıp incelemiştim ve bana çok yardımı dokunmuştu. Belki de o yazının görevi sadece buydu, sıradaki için el vermek.

Kitabınıza ilk imza attığıñız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan géçen ilk düşünce ne olmuştu?
Kitap için ilk imzaları attığım sırada Sinop – Kastamonu yolculuğundaydım, laptopu kucağıma alarak gerekli belgeleri yayınevine gönderirken unutamayacağım güzide bir heyecan yaşıyordum. İmza için kitabım uzatıldığında ise bir süre bekledim, imzalamam doğru olur mu diye düşündüm -İmzamı atacağım kadar önemli miydi yaptığım şey- aslında kendi kendime bir çatışma içindeydim, sonunda kurduğum cümle şuydu -Elimde tuttuğum şey ilk çalışmam, tabi ki değerli.

Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
Kitap fuarına okur olarak gittim hep. Düşüncelerine değer verdiğim bazı isimleri görme ihtimali beni mutlu ediyordu, bu yazılar nasıl bir duruşa, üsluba sahip birinden çıkmıştı? Tabi bunca sorunun cevabı her zaman sizi tatmin etmiyor; şaşırıp beklediğimi bulamadığım da oldu, vay be tam adamıymış dediklerim de.

Kitap fuarınıñ okuma kültürümüze katkısı var mı? Soñ yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Zamanını sizin ile aynı şekilde değerlendiren yüzlerce insan ile aynı ortamda olmak farklı bir motivasyon kaynağı oluyor tabi ki. Günlük hayatta çevrenizde bulunan insanlarla edemeyeceğiniz sohbetleri etme şansı veya yeni arkadaşlıkların kapısı. Fuarların yayılması ve bunun mevzu haline gelmesi çok güzel gelişmeler, inşallah yazan da okuyan da artar diyelim.

Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemiñiz var mı?
Yazmak, sürdürülebilir bir motivasyon gerektirir. Çoğu zaman ara verdiğiniz, yarım kalır. Şahsım, -inşallah bir gün birinin işine yarar- motivasyonunu masanın kenarına koyarak yazmaya başlar.

Kendinize örnek aldığınız yérli veya yabancı bir yazar var mı? Étkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…
İnsan, çevresindeki 5 kişinin ortalamasıdır derler; yazar okuduğu 5 yazarın ortalamasıdır da diyebiliriz o zaman. Tarihimizin endamından kaynaklı kütüphanemiz çok geniş ve ben maalesef hala çoğuna vâkıf değilim. Her okuduğum satır öncekinin önüne geçiyor, birini söylesem diğeri eksik kalır. Yaşımı sebep göstererek bu soruya cevap vermek istemiyorum.

Edebiyatıñ günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızıñ koşulları içindeki yérini nasıl değerlerdirirsiniz?
Kısalık, özlük, sadelik aranır oldu 21.yüzyılda. Bununla inatlaşmak, yaşatmaya çalışılan yazı geleneğini toptan yok etmek olur diye düşünüyorum. Müşteriye ürünü beğendirmeye çalışmak, dükkânı boş bırakır; ürünü müşterinin beğenisine göre yapmak, dükkâna nefes aldırır. Edebiyata duyulan saygının ve ilginin az olduğu aşikâr, artması için yazarlar kendini değiştirmeli, güne ayak uydurmalı. Talep karşılanmaya çalışılmalıdır.

Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunuñ doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?
Somut ve soyut olan her şey varlıktır. Varlık mevcuttur, görürüz ve işlevini az çok biliriz. Bu yüzden yaşamasak da kaleme alabiliriz. Bizim gibi düz hatlarıyla o duyguyu bilen birisi için yeterli olur bu yazı. Ancak varlığı vücuda getirmiş, anlamını gerçekten kavramış birisi için bir gülünç unsuru olur o yazı. Ben yaşamadığım, yeterince anlamlandıramadığım bir şeyi anlatamam.

Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz éttiğiniz oluyor mu?
Bu konuları işlemediğim için cevaplayamam.

Yazdıklarıñızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?
Anlayabileceğine ve gerçekten eleştirebileceğine emin olduğum insanlara okuturum. Ne kadar çok eleştiri, o kadar az kusur.

Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dédiğiniz bir eser var mı?
Çok fazla var, olmaması tuhaf olurdu. Farklı yaşanmışlıklar, farklı çevreler, farklı iklimler aynı sonuçta nadiren buluşur. İsim vermek istemem ancak böyle çalışmaları okumak, insanda farklı fikirler uyandırabiliyor ve bu da günün birinde işinize yarıyor.

Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat édersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?
Ayda bir gitmeye çalışırım, kendimce konu başlıklarına ayırdığım kitap listelerim vardır ve sürekli artar bu listelerin uzunluğu. Az önceki sorulardan birinde anlattığım sebepten dolayı, kendimin kitap önermesini şu anda doğru bulmuyorum.

Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?
Konu burada önem arz eder, akademik bir çalışma içerisinde klavyeyi daha doğru bulurum. Roman, hikâye veya gezi yazısında kalemi doğru bulurum. Zaman, detay, istifleme vb. bir sürü unsur bu seçim için kriterdir.

Okurlarınıza son sözüñüz ne olurdu?
Varmak için yola koyulmak gerekir, istikamet belliyse yolun zorluğuna hükmedin.

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 30 Nisan 2026

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi | göksel sözcükleriñ yayıncısı

2012'den bugüne hayallerinizi gérçekleştirirken yanınızdayız.