Yazarla okurlar arasında köprü kuran aylık edebiyat dergisidir.

Yazar Özlem Şahin ile yazarlık üzerine söyleşi

Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?
Yazmak, benim için birine aktarabileceklerimin ötesindeki bakış açılarını ortaya koyabildiğim bir ihtiyaç. Şairin dediği gibi, kimsenin durup ince detayları düşünmeye vakti yok…

İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?
İstanbul’da yaşadığım dönemde, tatillerde çocuklarımla birlikte gittiğimiz bir köy evimiz vardı. Bir gün, çocukların yanıma getirdiği kitaplar tükenince, onlara her gün yeni hikayeler yazmaya başladım.

İlk imza attığınız anda neler hissettiniz? Bir okuyucu imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan geçen ilk düşünce ne olmuştu?
Bu onura gerçekten hak kazanıp kazanamayacağımı düşündüm. İmza, bizim kültürümüzde biraz popülerlik elde etme amacıyla kullanılsa da aslında yazara daha büyük bir sorumluluk yüklüyor. Şimdi ve ileride buna layık olabilecek miyim diye soruyorsun kendine.

Kitap fuarında neler yaşadınız? Binaya ilk girişinizden standa gelişinize değin yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
Gençlik yıllarım kitap fuarlarında ve sahaflarda geçti. Bir defasında İzmir Kitap Fuarı’nda kitaplarımı imzalama fırsatı buldum. Katılımcı ya da ziyaretçi olarak fark etmez, her zaman tüm stantları dolaşır ve kitapların birkaç sayfasını okumaya çalışırım. Kitaplarla dolu mekanları gerçekten çok severim.

Kitap fuarının okuma kültürümüze katkısı var mı? Son yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
İnsan, en sık karşılaştığı şeye yakınlık duyar. Kitap fuarlarının okuma alışkanlıklarımıza şüphesiz katkısı büyük. Fuara gelen herkes, kendiyle ilgili konuşmak ya da düşünmek yerine, farklı dünyaların kapılarını aralayan kitapların peşine düşmüş durumda. Hatta hiç kitap okumamış olsalar bile orada bulunmaları benim için oldukça değerli ve gurur verici.

Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yönteminiz var mı?
Bir hikaye yazmaya karar verdikten sonra, genellikle oldukça uzun bir süreyi veri toplamakla geçiriyorum. Sanki uygun renkleri arayan bir ressam gibi her tonu bulup bir araya getirmeye çalışıyorum. Benim için ilk cümle ve ilk sayfa büyük önem taşıyor; bu nedenle o ilk ipucunu uzun bir arayışın ardından buluyor ve yazmaya öyle başlıyorum. Süreç boyunca sık sık yürüyüşler yapıyor, müzik ve sanatla kendimi besliyor ve yazma işine her zaman sabah saatlerinde odaklanıyorum.

Kendinize örnek aldığınız yerli veya yabancı bir yazar var mı? Etkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktınız…
Halit Hüseyin’in derin bakış açısını, Sabahattin Ali’nin yalın anlatımını, Halil Cibran’ın keskin ifadelerini ve Cemal Süreya’nın Küçük Prens çevirisindeki duygusal dokunuşunu seviyorum. Ayrıca İranlı çocuk kitabı yazarı Samed Behrengi’nin sembolizm anlayışı da beni hayran bırakıyor.

Edebiyatın günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızın koşulları içindeki yerini nasıl değerlendirirsiniz?
Günümüzde ne edep kaldı ne de edebiyat. İkisi de birbiriyle nasıl da bağlantılı, değil mi? Kelimelerimizi kaybettikçe edebimizi de yitirmişiz. Artık “Sana müteşekkirim” gibi ifadeleri kullanmadıkça birine teşekkür borçlu olduğumuzu hissetmez hâle geldik. Kalp, yalnızca biyolojik bir terim olarak kalmış ama “gönül” kelimesi bir hikaye taşır. Gönül, içinde birçok duygunun yaşandığı bir yer gibidir. Ancak bu sözcükleri hayatımızda daha az kullandıkça artık sadece “yorgunum” diyoruz, fakat “gönlüm yorgun” diyemiyoruz. Çünkü aslında yorulan gönüldür; bedeni ardından sürükleyen odur.

Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunun doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?
Yazdığımız tüm duyguları birebir yaşamak mümkün değildir; bu nedenle seçilen karakterlerin hissettikleri duygular metne aktarılır. Bu bağlamda, karakterin detaylı bir şekilde betimlenmesi ve yazıya doğru bir biçimde yansıtılması, okuyucuya duyguyu etkili bir şekilde iletmek açısından büyük önem taşır.

Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz ettiğiniz oluyor mu?
Yazar, kendisinden bahsetmek istediğinde biyografi yazar; şiir ise zaten genelde kendi duygularını anlatır. Bunun dışında ben hikayeye odaklanırım ve amacım o hikayeyi aktarmak olur. Kendimden söz etmem, fakat aslında yazdığımız ve yaptığımız her şey bizi yansıtır.

Yazdıklarınızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?
Çocuklarım kitaplarımı okuyor çünkü çocuk kitapları yazıyorum. Onların fikir ve eleştirilerini de oldukça önemsiyorum.

Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? ‘’Ben olsam böyle yazardım.’’ Dediğiniz bir eser var mı?
Ben, “Şöyle yazardım,” demem çünkü zaten yazmak istediğim şeyleri yazarım. Akıcılığı beni rahatsız eden hiçbir kitabı okumayı sürdürmem; bu, tıpkı detone bir şarkıyı dinlemeye benzer. Bana göre, önce o metni yazan kişi zorlanır. Çünkü iyi kurgulanmış bir metin, yazar için de daha kolay bir şekilde akacaktır. Neticede doğru ya da yanlış diye bir şey yok; her şey olması gerektiği gibi olur.

Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat edersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?
Artık alışverişlerimi online olarak yapıyorum, fakat ne zaman bir kitabevinin önünden geçsem mutlaka içeri girer, kitapları inceleyip ayaküstü olabildiğince fazla kitap okumaya çalışırım. Eğer o sıralar ilgilendiğim güncel bir konu varsa, bu konuyla ilgili kitaplar arar ve üslubunu kendime yakın bulduğum birini tercih ederim. Bunun dışında, genellikle okumadığım başyapıtlardan birine yönelirim. Martin Eden, Olasılıksız ya da Sabahattin Ali kitaplarını tavsiye edebilirim.

Kalem mi klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?
Klavyeyle yazmak benim için daha kolay, çünkü ellerimle aynı anda düşünüp yazmakta zorlanıyorum. Şiir yazarken genellikle kalem kullanmayı tercih ediyorum, hikaye yazarken ise klavye daha uygun geliyor.

Okuyucularınıza son sözünüz ne olurdu?
Buraya kadar okuyanlar, ufak da olsa bir okuma etkinliği yapmış oluyorlar; bu yüzden teşekkür ederim. Atatürk, cephede uzun süren savaşlardan dolayı uzak kaldığı kitaplığını özleyerek, yardımcısına bir mektup göndermiş ve şöyle demiş: “Burada öyle insanlık dışı durumlarla karşılaşıyoruz ki ruhumun hassasiyetini kaybetmesinden korkuyorum. Lütfen bana birkaç edebi kitap gönderin.” Söyleyeceklerim bu kadar. Seviyorum, merkez…

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 12 Aralık 2025

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi | göksel sözcükleriñ yayıncısı

2012'den bugüne hayallerinizi gérçekleştirirken yanınızdayız.