Yazarla okurlar arasında köprü kuran aylık edebiyat dergisidir.

Yazar Gülay Alçe ile yazarlık üzerine söyleşi


Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?

Sanata olan ilgimin, resimden yazıya, tiyatrodan müziğe uzanan tüm ifade biçimlerinin aslında sonradan öğrenilen bir yetenekten ziyade insan ruhuna doğuştan işlenmiş bir kabiliyet olduğuna inanırım. Sanırım her insan, ölümün ardından bütünüyle yok olmaktan duyduğu korkuyla dünyada bir iz bırakmak, adını geleceğe taşıyacak bir eser yaratmak ister. Ben de bu duyguyla yazıya yöneldim; yazmak, varlığımı sürdürmenin en anlamlı yolu haline geldi.


İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?

On dört yaşımda tuttuğum günlüğü her elime aldığımda gözlerim doluyor. Her bir sayfayı çevirdikçe yarım kalmış masallar, yazılmış hikâyeler ve o çocuk kalbimin çizdiği karikatürlerin izleri karşıma çıkıyor. Hâlâ sakladığım o defter, kalemle attığım ilk adımların somut bir hatırası olarak bugün de karşımda duruyor.


Kitabınıza ilk imza attığıñız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan géçen ilk düşünce ne olmuştu?

Yapı olarak her zaman biraz içine kapanık bir kişiliğe sahibim. İnsanların bana baktığını hayal etmek bile içimde anksiyetenin ve panik atağın tetiklenmesine neden oluyordu. Bu yüzden kitap fuarındaki konuşmamı günler öncesinden yazıya döktüm; çünkü kelimeler yalnızca kağıt üzerinde sakinleşmemi sağlıyordu. Onların karşısına geçtiğimde duygularımı yine yazdıklarımı okuyarak dile getirebildim. İlk imzamı ise konuşmanın gerçekleştiği salonda bulunan T.C. Büyükelçisi Fatih Ulusoy’a attım. Bu an, benim için hem büyük bir gururun hem de cesaretimin ödülü oldu.


Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
İki ya da üç kitap fuarına katıldım. Bunun nedeni, kitap fuarlarının yalnızca Üsküp’te düzenlenmesiydi ve oraya gitmek için üç saatlik bir yolculuk yapmam gerekiyordu. Yine de fuar alanına girip kitapları ve yazarları bir arada görmek, dahası artık benim de yazarlık dünyasında yer alıyor olmam, tarif edilemez bir duygu.


Kitap fuarınıñ okuma kültürümüze katkısı var mı? Soñ yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Elbette bunun büyük bir etkisi var. Özellikle bilinçli genç anneler, çocuklarını kitapların büyüleyici dünyasıyla tanıştırmak için gayret ediyor ve onları okumaya yönlendiriyorlar.


Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemiñiz var mı?

Yazacağım hikâye ya da masalların konularını düşünmek bazen beni uykusuz bırakıyor. Yazmak, göründüğü kadar kolay bir iş değil.


Kendinize örnek aldığınız yérli veya yabancı bir yazar var mı? Étkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…
Yerli yazarlarımız arasında Atilla İlhan, Ahmet Hamdi Tanpınar, Osman Çeviksoy, Ömer Yakupoğlu, Ataman Kalebozan ve Nurhan Buhan bulunuyor.

Yabancı yazarlardan ise Agatha Christie, Dostoyevski, Hans Christian Andersen ve Grimm Kardeşler öne çıkıyor.


Edebiyatıñ günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızıñ koşulları içindeki yérini nasıl değerlerdirirsiniz?
ünümüzde pek çok yazar ve şairimiz bulunuyor; ne var ki bu durum, her zaman derinlikli ve kalıcı eserler üretildiği anlamına gelmiyor. 2000’li yıllardan itibaren günümüze ulaşan kitapların çoğunun zihinlerde unutulmaz bir etki yaratmadığını gözlemlemek, bu gerçeği düşündürücü bir biçimde ortaya koyuyor.


Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunuñ doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?
İçimde sakladığım duygular benimle kalsın. Onları kâğıda aktarmak için henüz erken…


öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz éttiğiniz oluyor mu?

Anlatmaz mıyım? İkinci Dünya Savaşı’nda genç yaşta partizan olup şehit düşen büyük amcamın hikâyesini… Prespa bölgesindeki, küçük Resne kasabamızın sakin sokaklarında geçen anılarımı… Ve tabii ki ninemin ve annemin, zamanla solmuş ama hala yüreğimi burkan hatıralarını da…


Yazdıklarıñızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?

Anneme ve kardeşlerime okutuyorum; alacağım ilk eleştiriler benim için büyük önem taşıyor.


Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dédiğiniz bir eser var mı?

Yazılarımı her zaman sade ve anlaşılır bir üslupla yazıyorum. Bazı yazarlar gibi hikâyeleri süslü ve ağır kelimelerle karmaşıklaştırmaktan kaçınıyorum.


Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat édersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?
En son online kitap alışverişi yaptım ve okurlara gönül rahatlığıyla önerebileceğim son hikâye kitabım “İnci Küpeler” olur. En büyük arzum ise, hikâyelerimden birinin bir tiyatro sahnesinde hayat bulması veya bir diziye dönüştürülerek izleyiciyle buluşmasıdır.

Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?
Hikâyelerimi modern çağın ritmine uyum sağlayacak şekilde yazabilmek için klavyeyi kendime bir dost edindim. Düşüncelerimi kağıda aktarmaktan çok daha hızlı ve akıcı bir yöntem sunuyor.


Okurlarınıza son sözüñüz ne olurdu?

Kur’an’ın ilk emri “Oku” ile başlayarak ardından gelen duraklama, derin bir düşünme sürecine davet eder. Bu durum, okumanın insan hayatındaki yerinin ne kadar önemli ve vazgeçilmez olduğunu gözler önüne serer. Okuduğun her kelime, sözcük hazineni artırır, dünyayı algılama biçimini derinleştirir. Önce birey olarak sen gelişirsin; ardından senden sonraki nesiller, senin bıraktığın izlerin ışığında kendi yollarını çizerek ilerler.

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 12 Aralık 2025

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi | göksel sözcükleriñ yayıncısı

2012'den bugüne hayallerinizi gérçekleştirirken yanınızdayız.