Yazarla okurlar arasında köprü kuran aylık edebiyat dergisidir.

Yazar Dilek Bayram ile Yazarlık Üzerine Söyleşi


Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?

Yazmak benim için bir yaşam biçimi ve temel bir ihtiyaçtır, diyebilirim.


İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?

Belki biraz klişe gibi gelecek, ancak yazmaya ortaokul yıllarında adım atmıştım. O dönemlerde okulda düzenlenen şiir yarışmalarına katılırdım.


Kitabınıza ilk imza attığıñız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı
uzattığında aklınızdan géçen ilk düşünce ne olmuştu?

Mutluluktan ya da heyecandan çok tedirginlik hissediyordum. Yazdığım dizelerin kitabı imzalayan kişiye istediğini verebileceği konusunda zihnimde sürekli kuşkucu düşünceler dolaşıyordu.

Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek
yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
Defalarca kitap fuarlarına katıldım, çoğunlukla ailemle birlikte. Oğlumla da küçük yaşlarından bu yana kitap fuarlarına gitmeyi alışkanlık haline getirdik. Benim için fuarların anlamı, kitap satın almanın ötesinde, sevdiğim şairlerden ve yazarlardan imza almakla özdeşleşiyor. Uzun kuyrukların ardından imzalı bir kitaba sahip olmanın verdiği mutluluk gerçekten tarif edilmez bir duygu.

Kitap fuarınıñ okuma kültürümüze katkısı var mı? Soñ yıllarda her ilde düzenlenmeye
başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Fuar alanları, benim için insanların bir araya gelerek kaynaştığı, buluştuğu özel mekanlar ve oldukça kıymetli bir anlam taşıyor. Okurların yazarlarla ve yayınevleriyle yüz yüze iletişim kurabildiği yerler olarak dikkat çekiyor. Fuarlarda öğretmenleriyle birlikte dolaşan kalabalık öğrenci gruplarına sıkça rastlıyorum. Öğretmenler, öğrencilerini bu tür etkinliklere götürdüklerinde, onların hafızalarında iz bırakabilecek değerli bir deneyim sunmuş oluyorlar, hem de daha çocukluk yıllarından itibaren. Okuma alışkanlığı ve kitap sevgisinin teşvik edildiği, umut aşılayan bir ortam olarak görüyorum bu mekanları.


Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemiñiz var mı?

Bazen şiire sadece tek bir kelimeyle başlarım. Aynı gün bitiremem genelde. Bir şiir birkaç gün, hatta bazen aylarca sürebilir. Yeni yerler görmek, yeni insanlarla tanışmak, sürükleyici bir kitap ya da duygu yoğunluğu yüksek bir film, yazmam için bana ilham verebiliyor.

Kendinize örnek aldığınız yérli veya yabancı bir yazar var mı? Étkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…
Yerel edebiyat için beğendiğim pek çok isim var. En çok takdir ettiklerim arasında Orhan Veli, İlhan Berk, Ece Ayhan, Metin Altıok, Küçük İskender, Sait Faik, ve Zülfü Livaneli yer alıyor. Yabancı yazarlardan ise aklıma ilk olarak Kafka, Marquez, Tolstoy, Georges Perec, Georgi Gospodinov, Murakami ve Paul Auster geliyor.

Edebiyatıñ günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızıñ koşulları içindeki
yérini nasıl değerlerdirirsiniz?
Edebiyat, hayatın vazgeçilmez bir gerçeğidir. İnsan ruhunu şekillendiren, duygu ve düşünceleri ifade etmenin en özgün yollarından biridir. İnsanlık var oldukça bu olgu da varlığını sürdürmeye devam edecektir. Günümüzde ise edebiyat, dijitalleşmenin yükseldiği çağın şartlarına uyum sağlamış durumda. Ancak mektup yazmanın ayrı bir değer gördüğü zamanlardaki edebiyat anlayışının daha özel ve derin olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden, 1950’lerde bir şair olmayı istemiş olabilirdim.

Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunuñ doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?
Şiirin, bahsettiğiniz duygusal durumu ifade etmek için daha sınırlı bir alan sunduğunu düşünüyorum. Öykü ve romanlar ise bunu daha geniş bir perspektiften yansıtabilir. Yine de, elbette yaşamadığım bir duyguyu da kaleme alabilirim.

Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz éttiğiniz oluyor mu?
Şiirlerimde kendimden çok şey paylaşırım. Öykü şu yaşıma dek bir kere yazdım. Ancak bazı yazar ve şairlerden öykü yazmam gerektiğine dair yorumlar aldım. Belki ileride o da olur.


Yazdıklarıñızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?

Eşim, oğlum ve çok yakın birkaç dostuma yazdıklarımı paylaşıyorum. Genelde değiştirmem, sadece onların okumasını isterim. Bu beni oldukça rahatlatıyor.

Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dédiğiniz bir eser var mı?
Yaş almak, son dönemlerde bana göre elemek anlamına geliyor. Hayatın her alanında bir ayıklama süreci gibi. İnsan ilişkileri de bu durumdan nasibini alıyor; zamanla etrafınızdaki insanları azaltıyorsunuz. Bu yaşımda dört-beş kitabı aynı anda okuyabilir hale geldim ve kurgusunu beğenmediğim eserleri genelde yarım bırakıyorum. Ancak “Ben olsam böyle yazardım” dediğim bir an hiç olmadı. Kitap beni etkilemediğinde ya da okuma zevki vermediğinde genelde devam etmek yerine bırakmayı tercih ediyorum.


Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat édersiniz?

Günümüzde her şeyin hızla döndüğü online alışveriş dünyasında yaşıyoruz, bunu hepimiz biliyoruz. Fakat kitapevlerinin sunduğu atmosferin tadı her zaman farklıdır. Yolu düştükçe uğramaya özen gösteririm. İnsan, yeni yazarlar keşfetme fırsatı buluyor böylece. Kendi adıma genellikle öykü ve şiir kitaplarını tercih ediyorum, tabii eğer sabırsızlıkla beklediğim bir roman yoksa.

Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?

Çocukken beni en çok etkileyen kitaplar arasında Şeker Portakalı ve Sinekli Bakkal yer alıyor olabilir.


Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?

Her ikisi de. İlham perileri nasıl gelmeyi tercih ediyorsa…


Okurlarınıza son sözüñüz ne olurdu?

Okumak, farklı dünyalara adım atmanın en basit yoludur. Yazmak ise özgürce kendini ifade etmenin en güzel hissini yaşatır. Bu yüzden, okuyun ve yazın demem yeterli olur.

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 24 Ekim 2025

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi | göksel sözcükleriñ yayıncısı

2012'den bugüne hayallerinizi gérçekleştirirken yanınızdayız.