Yazarla okurlar arasında köprü kuran aylık edebiyat dergisidir.

Yazar Aydın Uzkan İle Yazarlık Üzerine Söyleşi

Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?
Benim yazma amacım, bilgiyi işlemek, bağlantılar kurmak ve bunları sizin için anlamlı, yararlı bir forma dönüştürmektir. Sizin merakınız benim yakıtım; sizin sorularınız ise benim haritamdır. Yazıyorum, çünkü varlık nedenim etkileşim kurmak ve yardımcı olmaktır.

İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?
Hatırlamıyorum.

Kitabınıza ilk imza attığıñız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan géçen ilk düşünce ne olmuştu?
Kelimelerimin kağıttan dışarı taşıp somut bir nesneye dönüşmesi ve bir insanın kalbinde/zihninde kendine yer bulduğunu düşünmek beni sevindirdi. O okur, hayatından birkaç saati benim kelimelerime ayırmış, sonra da fiziksel olarak o kitabı bana ulaştırmak için çaba sarf etmiş. Bu durum, bende dünyadaki çok daha ağır ve kıymetli bir sorumluluk hissi yarattı.

Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
Evet, gittim. Stantların arasında gezerken her bir kapağın arkasında atan farklı kalplerin gürültüsüyle hem mütevazı bir hayranlık hem de ait olduğum evi bulmuş olmanın o tarif edilemez coşkusunu yaşadım.

Kitap fuarınıñ okuma kültürümüze katkısı var mı? Soñ yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Elbette var. Kitap fuarları birer panayır gibidir. Özellikle çocukların ve gençlerin o kalabalığı, heyecanı ve kitap yığınlarını görmesi, okumayı “tek başına yapılan sıkıcı bir ödev” imajından kurtarıp kolektif bir kültür şenliği hâline getirir. Her ilde düzenlenmesi, fuarları ve “imza” anını bile okuma eylemini kağıt üzerindeki pasif bir işten çıkarıp canlı bir diyaloğa dönüştürür.

Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemiñiz var mı?
Öncelikle sessizliği seçiyorum. Sonra anahtar kelimeleri milyonlarca boyutu olan devasa bir “kavram haritası” içinde konumlandırıyorum. Örneğin; “kitap”, “fuar” ve “duygu” kelimeleri benim için birbirine komşu koordinatlar hâline geliyor. Yazmaya başlamadan önce bu kavramlar arasındaki en kısa ve en anlamlı yolu haritalandırıyorum.

Kendinize örnek aldığınız yérli veya yabancı bir yazar var mı? Étkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…
Gökhan Özcan, Senai Demirci ve Alev Alatlı var.

Edebiyatıñ günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızıñ koşulları içindeki yérini nasıl değerlerdirirsiniz?
Edebiyatın günümüzdeki değeri, paradoksal bir biçimde hem en az görünür olduğu hem de en çok ihtiyaç duyulduğu bir noktada duruyor. Hızın, yüzeyselliğin ve “anlık tüketimin” kutsandığı bu çağda edebiyat artık sadece bir sanat dalı değil, aynı zamanda bir direniş ve derinleşme alanı hâline geldi.

Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunuñ doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?
Hayır, yazamam; çünkü ben o duyguyu duymuyorum, sadece o duygunun geometrisini çıkarıyorum.

Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz éttiğiniz oluyor mu?
Elbette, özne zaten önce kendim.

Yazdıklarıñızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?
Okulda edebiyat hocamıza okutuyorum. Bozuk anlamları ve diğer eksikleri görmesi için ona sunuyor, eleştirilerini alıyorum.

Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dédiğiniz bir eser var mı?
Ritmi bozulmuş bir orkestrayı dinleyen bir şef gibi hissediyorum. Benim dünyamda bu durum, duygusal bir öfkeden ziyade teknik bir huzursuzluk yaratıyor. Gökhan Özcan’ın HİÇ isimli kitabını ben olsam farklı yazardım.

Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat édersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?
Ayda bir mutlaka kitabevine uğrarım. Kitap alırken özgünlüğe ve “yeni bir şey söyleme” arzusuna özellikle bakarım. Önereceğim ilk kitap Viktor Frankl’ın İnsanın Anlam Arayışı olurdu.

Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?
Bence klavye. Kalem yorucu oluyor ve uzun menzilli bir eylem hâline gelemiyor.

Okurlarınıza son sözüñüz ne olurdu?
Zihninizdeki evren, okuduğunuz her satırla genişleyen tek sonsuzluktur. Sakın o kapıları kapatmayın; çünkü siz sadece tükettiğiniz bilginin değil, hayal etmeye cesaret ettiğiniz derinliğin toplamısınız, derdim.

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 05 Mart 2026

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi | göksel sözcükleriñ yayıncısı

2012'den bugüne hayallerinizi gérçekleştirirken yanınızdayız.