
Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?
Yazmak benim için bir terapi; hayatın içinde beni en çok mutlu eden şeylerden biri.
İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?
İlk yazımı bir yurt odasında yazdım. Daha 14 yaşındaydım; kendimi dünyaya anlatmak istiyordum.
Kitabınıza ilk imza attığıñız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan géçen ilk düşünce ne olmuştu?
İlk basılı kitabım bir çocuk kitabıydı ve o an kendime “Evet, başarıyorum” demiştim. Okurlarım çocuklar. Onların kitabı okurken ya da okuduktan sonra bana gelip “Benim de bir kaktüsüm olsun istiyorum” demeleri beni tarifsiz mutlu ediyor.
Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
Neredeyse her yıl kitap fuarına gitmeyi çok severim. Kitap fuarları bana sonsuz kitaplarla buluşma hissi verir. Kitapların yazarlarını orada görmek, onlarla sohbet edebilmek benim için çok değerli anlar yaratır.
Kitap fuarınıñ okuma kültürümüze katkısı var mı? Soñ yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Kitap fuarlarının okuma kültürüne katkısı yadsınamaz. Görmek ve dokunmak insana düşünmesi için daha fazla alan açıyor. Kitap fuarları da çok sayıda kitabı ve yazarı bir arada görme imkânı sunuyor.
Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemiñiz var mı?
Yazmak benim için ilhamla başlayan bir serüven. Bazen ilham bulmak için kendimi doğada ya da bir tren yolculuğunda bulurum. Her zaman yanımda kâğıt ve kalem olmasına özen gösteririm.
Kendinize örnek aldığınız yérli veya yabancı bir yazar var mı? Étkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…
Bu soruyu okuyunca dönüp kütüphaneme baktım ve cevabın çok açık olduğunu düşündüm. Yerli yazarlardan Sabahattin Ali; özellikle Kürk Mantolu Madonna, ilk okuduğum günden beri her dönemimde benimle olan bir kitap. Cümleleri ve anlatım tarzı beni çok etkiliyor.
Yabancı yazarlardan ise Stefan Zweig. Neredeyse tüm kitaplarına sahibim ama benim için en özel olanı Satranç. Anlatımı ve derinliğiyle gerçekten çok sevdiğim bir eser.
Edebiyatıñ günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızıñ koşulları içindeki yérini nasıl değerlerdirirsiniz?
Edebiyatın her dönemde kendine güçlü bir yer edindiğine ve edebiyata sıkı sıkıya bağlı bir kitlenin her zaman var olduğuna, var olacağına inanıyorum.
Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunuñ doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?
Yazarlık her zaman yaşanmış duyguları yazmak değildir; ben böyle düşünüyor ve bunu savunuyorum. Önemli olan baktığını gerçekten görmek ve hissetmektir. Kişiyi, duyguyu ve anı derinlemesine görüp kelimelerle ifade edebilmektir.
Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz éttiğiniz oluyor mu?
Yazarlık sadece yaşanmış duyguları yazmak değilse, kendinden hiçbir şey katmadan yazmak da pek mümkün değil. Karakterlerde ya da mekânlarda bir şekilde kendimizden bir parça bırakmak çok doğal.
Yazdıklarıñızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?
Yazdıklarımı ilk olarak eşime okutmayı seviyorum. Çünkü tamamen farklı karakterlere sahibiz ve çalışma alanlarımız da farklı. Onun yorumları, benim gibi düşünmeyen okur kitlesini görmem açısından bana çok değerli katkılar sağlıyor.
Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dédiğiniz bir eser var mı?
İnsan eleştirmeyi sever, bu çok doğal. Beğenmediğim bir kurguda bile genellikle “Yazar bunu neden böyle yazmış?” diye düşünür ve oradan kendime bir ders çıkarmayı tercih ederim.
Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat édersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?
Kitabevlerine her ay düzenli olarak gitmeyi çok severim. Hatta oğlumun da bu ritüelle büyümesi en çok istediğim şeylerden biridir. Yaşadığımız yerde düzenli olarak kitabevlerine giderim; yeni bir şehre gittiğimde ise mutlaka oradaki bir kitapçıdan kitap alırım. Sanki her şehirde kitaplar başka bir enerjiyle bizi bekliyormuş gibi hissederim.
Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?
Kalem anlık gelen ilhamlar için harika; klavye ise düzenleme yapmak ve metni bir bütün hâline getirmek için çok daha pratik.
Okurlarınıza son sözüñüz ne olurdu?
Okumak, başka bir dünyanın kapısını aralamaktır. Yazmak ise başka bir versiyonunuza doğru atılmış büyük bir adımdır.
Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 10 Mart 2026
