Yazarla okurlar arasında köprü kuran aylık edebiyat dergisidir.

Yazar Tuğba Şahin İle Yazarlık Üzerine Söyleşi

Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?
Yazı, sesten ve okumaktan mayalanır. Eğer konuşmak bir çözülmeyenin maskesiyse, yazı ile sır görünürlüğe ermektedir. Sümerler, Romalılar, Fenikelilerden günümüze değin, nihayetinde de toplumun alfabesiyle oluşan yazı; belgelerin kaynağını temel bilmektir. Dolayısıyla yazı yazmak bir uğraş değildir. Gereksinim hissettiğim meseleyi düşününce “yazı”, insanlara sunnî lambadan arınma cesareti kılıyor.

İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?
Anaokulunda müsamere aktivitelerinden biri de şiir okumaktı. Şiiri sevgi ve zaman temalarında, beyaz renk algısı üzerine; biraz da kendi kendime psikolog mantığıyla arayışın, gelişmenin ve vuslatın anahtarı olarak bildim.

Kitabınıza ilk imza attığıñız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan géçen ilk düşünce ne olmuştu?
İmzâ günlerinin yayıncılar arasında tılsımlı, özgüven sağlayan bir tarafı olduğunu düşünüyorum. Okurlarıyla buluştuğunda, yazılan konular hakkında merak edilenlere canlı temas edebilme hatırası katmaktadır. Ama kişisel fikrim, imzâ atmanın bazen kitabı uzatan bireyin ön sayfasında bir heves gibi karalama muamelesine terk edilebilmesi ihtimalidir. Bu nedenle resmî olmayan hiçbir alanda paylaşmamayı tercih ediyorum.

Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
Ankara ve İstanbul’da kitap fuarlarına ziyaretim oldu. Ulaşım açısından şehir merkezlerinden uzakta inşâ edilmiş yerleşkelerdir. Her yıl arkadaşlarla buluşma imkânı oluyor. Kıymetli yayınevi emekçileriyle gündemin entelektüel davasını tartışarak güncel yayınları takip edebilme hissini deneyimliyorum.

Kitap fuarınıñ okuma kültürümüze katkısı var mı? Soñ yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Kitap fuarı; sahaflar, dernek yayınları, yetişkin ve çocuk okurlara göre kategorize edilen büyük bir platform şeklinde düzenleniyor. Her edebî üretimin tek çatıda toplanması beni heyecanlandırıyor. Tüm illerde her bir vatandaşımızın katılımıyla hürriyet, vefa, mütefekkir, devlet, ulus ve bayrak şuurunun güçlenmesine köprü olmaktadır. Fakat sayfaların ayraçla takip edilmesi ve kitap raflarında özenilerek muhafaza edilmesi gerekmektedir.

Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemiñiz var mı?
Mutlaka radyo dinlerim veya Youtube şarkılarından bir playlist hazırlarım. Kahve ya da çayımı demlerim. Sigara kullanmıyorum. Kokteyl haricinde alkol de tüketmiyorum. Öncesinde kaynakça metinleri de incelerim. Spiritüel açıdan güne meditasyonla başlamaya gayret ediyorum. Daha uysal hislerdeyken yazı yazmaya odaklanabiliyorum. Kalabalıklarda dikkatim olumsuz etkileniyor. Markete, bankaya ya da yürüyüşe çıktıysam rutin işlerimi tamamladıktan sonra yazılarımı kayıt etmeye motive oluyorum.

Kendinize örnek aldığınız yérli veya yabancı bir yazar var mı? Étkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…
Ahmet Haşim’in Merdivenler şiirini okuyarak başladım. Servet-i Fünun yazarlarının biyografilerinden ilham ediniyorum. Lise yıllarımdan beri Rus Edebiyatı klasiklerini anlamaya çabalarım. Reşat Nuri Güntekin, Cahit Zarifoğlu, Sartre, Didem Madak, Füruğ, Attila İlhan, İpek Ongun, Asaf Çelebi, Cibran ve Ziya Saba etkilendiğim isimler arasındadır.

Edebiyatıñ günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızıñ koşulları içindeki yérini nasıl değerlerdirirsiniz?
“Film çok izlenir” diyerek erotik sahneler eklemek, “çok okunur” diye sevgilisinden ayrılma diyaloğu ilave edilmesi, “çok tıklanır” fikriyle cinayet ve şiddetin bilinçaltına yayılması maalesef ki edebiyatın değerini alçaltmaktadır. Çağımız; bilginin tüketildiği, hedonizmin aşılandığı ve bencil vahşetlerin prim gibi yansıtıldığı bir savaşın içindedir. Buna karşın gerçekliği yaşanır kılma becerisi edinmek, temiz bir şekilde hayata devamlılık sağlamak ve doğruyu savunma gücü bulmak için çabalamaktadır. Ekonomideki dengenin tutarsızlığı da yaşadığımız evlerde bir “kütüphane köşesi”nin fazlaymış gibi düşünülmesine sebep oluyor.

Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunuñ doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?
İçinden geçmediğim hiçbir dalgalanmayı kelimelerimde mesken bilmedim. Gözlem, anlatılanlar ve tanıklık ettiğim toplumsal olaylar; içimizdeki bütünlüğün, dengenin ve ilerlemenin dışa saçılmasıdır. Fakat polisiye yazılacaksa bu, karakterin görünüşü ve analizlerinden yola çıkılarak ifade edilir. Hisler sanatla, gezilerek, insan insana temas ederek ve doğada hayret duygusu besleyerek gelişir. Yapay ve yüzeysel olanı eleyerek kalıcı zeminde yerli bir simyâya dönüşür.

Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz éttiğiniz oluyor mu?
Kendimden çevreye, bir meyve ağacının kök-dal-yaprak bütünlüğü bilinciyle; sahiciliğimden uzaklaşmadan yazıda var oluyorum.

Yazdıklarıñızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?
Ailem ve dostlarımla mutlaka paylaşıyorum. Romantik partnerimde aradığım özelliklerin başında da okumak ve yazmak kriterlerine uyumlanıp uyumlanmadığına bakmaktayım.

Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dédiğiniz bir eser var mı?
Belgesel roman yayınlarına günümüzde pek dikkat edilmiyor. Sinemaya uyarlanan romanlarda Türkiye’nin başarılı olduğunu düşünüyorum. Ancak 1980’lerden bugüne diziler arttıkça kitap okuma alışkanlığı geride bırakıldı.

Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat édersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?
Kitapevleri aynı zamanda kahveye uğradığımız kültürel buluşma mekânlarına dönüştü. Belirli aralıklarla gidiyorum. Ancak internet alışverişi de kolaylık sağlıyor. Herkese kesin bir kitap öneremem. Karşımdaki insanın dinamiğine, tecrübelerine, bakış açısına; ahlak, adalet, felsefe ve onurlu ilkelerden kimliğin inşasına, ayrıca yaşına göre değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sağlam eserleri kişi kendisi seçerek okuyabilir. Yerelden dünyaya uzanan ve yazarın “ben kitap yazdım” kibrinin önüne geçen eserler mühimdir.

Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?
Kalem ve kâğıtla taslak oluşturulup ardından dijitale geçilmesini doğru buluyorum. Teknolojinin uygulamalarını kullanmak, yayıncılığın diğer ülkelere kıyasla aynı seviyede ilerlemesine yetişmek ve kültürel denklik demektir.

Okurlarınıza son sözüñüz ne olurdu?
Resmî nikâh, kadın ve erkeğin temel kültürel mirasında güvenmek hissi demektir. Bir çocuk, okuyan ve yazan hanelerde nasıl yetiştirilirse halk bu sayede yıkılmaz. Verilen sözün arkasında ömür boyu durabilmek şahsi bir meseledir.

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 11 Mart 2026

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi | göksel sözcükleriñ yayıncısı

2012'den bugüne hayallerinizi gérçekleştirirken yanınızdayız.