Yazarla okurlar arasında köprü kuran aylık edebiyat dergisidir.

Yazar Abdullah Özgün İle Yazarlık Üzerine Söyleşi

Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?
Roman okumayı çok seven biri olarak, bir roman yazmak uzun yıllardır hayalimdi. İlk kitabımı yazıp tamamlamam yaklaşık üç yılımı aldı. Okuyucunun güzel zaman geçirmesini sağlamaya ve düşünce dünyasına katkıda bulunmaya çalışıyorum. Yazmak benim için insanlarla farklı bir iletişim kurma aracı.

İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?
Birçok insan gibi ilk kez yazmaya, çocukluğumda başladım. Hatıra defteri ve daha sonra günlük derken üniversite yıllarımda kısa film senaryoları yazıyordum. Daha sonra çevrimiçi platformlarda ve çeşitli makale, haber, öykü denemelerim oldu.

Kitabınıza ilk imza attığıñız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan géçen ilk düşünce ne olmuştu?
Her okur için farklı bir hitap ve cümle yazmaya çalıştım. O an düşündüğüm şey, muhtemelen o yazdıklarımı unutacağım ve bir gün tekrar karşılaştığımda hayretle bakacağım olmuştu. Bir de, sevdiğim ve ünlü bir yazara kitabımı imzalamak istemiştim.

Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
Kitap fuarları içerik olarak dolu, ancak yerleşke ve tasarım olarak çok beğenmediğim ortamlar. Elbette çok kez okur olarak ve birkaç kez de yazar olarak katıldım. Eski fuarların tadını alamıyorum.

Kitap fuarınıñ okuma kültürümüze katkısı var mı? Soñ yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Kitapların bolca satın alınıp okunmadığını düşünüyorum. Kitap kurtları hariç. Onlar neredeyse birkaç günde bir kitap bitirirler. Düzenli kitap okumanın bir insana ne kadar çok fayda sağladığını ancak bunu düzenli yapabilen insanlar kendilerindeki fikirsel ve zihinsel değişim ve gelişimleri gördüğünde anlayabilirler. O yüzden biz şimdi ne desek etkili olmaz.

Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemiñiz var mı?
Bana yazmak istediğim şeyler bazen cümle cümle geliyor ve ben bunları not alıyorum. Daha sonra o cümleden yola çıkarak paragrafı ve sayfayı oluşturuyorum. Sonra bölümler oluşuyor ve daha sonra bunları yapboz gibi birleştiriyorum. İşim çok zor, bir kitabı tamamlamak da bu şekilde çok zor, biliyorum. Daha özgün olduğunu düşünüyorum ve başka türlü yazamıyorum.

Kendinize örnek aldığınız yérli veya yabancı bir yazar var mı? Étkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…
Normalde klasik Türk ve dünya edebiyatı eserlerini severim. Spesifik bir yazar yok; ancak roman tekniğine çok bağlı kalmayan Jack Kerouac ve Robert M. Pirsig gibi yazarların yarı felsefik yol romanları hoşuma gidiyor. Beni okuyan kimi okurlar ise Yusuf Atılgan ve Murat Menteş tadı aldığını söylediler.

Edebiyatıñ günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızıñ koşulları içindeki yérini nasıl değerlerdirirsiniz?
Edebiyatın biraz sosyal medya ile ve film/dizi endüstrisi ile iç içe geçtiğini ve bu dönemde bu tür eserlerin kitleye daha çok hitap ettiğini görüyoruz. Bir kitabın filmi veya dizisi çıktığında anında popülerleşiyor. Sanırım bazı yazarlar da buna göre üretim yapmaya çalışıyorlardır.

Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunuñ doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?
Yaşamadığım bir duyguyu, başkasını düşünerek ve anlatarak yazabilirim; empati yapıp onun duygularından yararlanırım.

Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz éttiğiniz oluyor mu?
İlk romanımda yazdığım karakterde benden etkiler var. Basılı bir şiirim yok ama öyle olsaydı sanırım tamamen kendi düşüncelerimden söz etmiş olurdum.

Yazdıklarıñızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?
Yazma sürecinde en yakın arkadaşlarıma ve kitap okumayı seven değerli dostlara küçük bölümler halinde yazdıklarımı göndererek fikirlerini aldım. Özellikle metnin ilgilerini çekip çekmediğini ve akıcı olup olmadığını öğrenmek için bunu yaptığımı söyleyebilirim.

Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dédiğiniz bir eser var mı?
Roman okurken yazarlık kılığımı çıkartıp okurluk gözlüğümü ediniyorum. O yüzden “ben olsam böyle yazardım” dediğim eser olmadı; fakat beğenmediğim birçok kitap oldu elbette. Küçük Bir Ayrıntı, Adania Shibli, övgü üzerine son olarak okuduğum ve üslubunu beğenmediğim, yazarın vermek istediği duyguyu alamadığım bir kitap oldu. Bazen yazar okuyucuyu şaşırtmak için bütün sırrı son sayfaya koyar ya, o kitaplar sanırım artık pek ilgimi çekmiyor. İyi bir kitabın son sayfasında pek olağanüstü bir şey olmasına ihtiyacı yok diye düşünüyorum.

Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat édersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?
Yazdığım kitapta da adı geçen Louis-Ferdinand Céline tarafından yazılan Gecenin Sonuna Yolculuk olurdu. Türk edebiyatından ise, Tanpınar’dan Huzur.

Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?
Kalemle klavye arasında bir de daktilo dönemi oldu ya… Biz ona pek yetişemedik; o dönemde yazarlık yapmayı isterdim. Yine de, kalemle yazmanın daha iyi hissettirdiğini ve yazarı esere daha iyi yansıttığını söyleyen yazarlar çok.

Okurlarınıza son sözüñüz ne olurdu?
Okuduğunuz tüm kitaplar için inceleme yazmayı unutmayın ve yazar ile muhakkak eleştirinizi saygıyla paylaşın. Özellikle bizim gibi yeni yazmaya başlayanlara, geri bildirimler yol gösterici oluyor.

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 17 Nisan 2026

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi | göksel sözcükleriñ yayıncısı

2012'den bugüne hayallerinizi gérçekleştirirken yanınızdayız.