
Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?
Duygularım içime sığmadığında, bir kelebeğin kanadında yolculuğa çıkarım. Yazdıkça ruhuma bir hafiflik, bir huzur gelir. Sanki yıldızlar kalbime dokunur… Bu yolculuk tamamen içimde yaşanan bir serüvendir.
İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?
2008 yılında bir tiyatro kursuna katıldım. William Shakespeare’in eserlerinden oldukça etkilenmiştim. Daha sonra Fyodor Dostoyevski, Franz Kafka ve Jack London okuduğum ve etkilendiğim yazarlar arasında yer aldı. Bir noktada kendimi yazarken buldum… Yazmak için değil, duygularımın yeryüzüne taşarak ifade bulduğunu hissettiğim için.
Kitabınıza ilk imza attığıñız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan géçen ilk düşünce ne olmuştu?
Aylar boyu, ruhumun evrende yaptığı yolculuklarda fısıldadığı dizelerimin insanların kalbine dokunması bana derin bir huzur verdi. Bununla birlikte içimde her zaman bir utangaçlık vardı.
Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
Evet, oraya birçok kez gittim. Sıcak ve samimi bir ortam var, insanın içinde keşfetme duygusunu harekete geçiriyor.
Kitap fuarınıñ okuma kültürümüze katkısı var mı? Soñ yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Kesinlikle önemli bir katkı sağladığını düşünüyorum. Yazarlar ve eserler için sosyolojik açıdan samimi bir buluşma alanı oluşturuyor. Bunun yanı sıra güzel bir enerji de ortaya çıkıyor.
Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemiñiz var mı?
Yazarken genellikle arka planda fon müziği açarım.
Kendinize örnek aldığınız yérli veya yabancı bir yazar var mı? Étkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…
Franz Kafka ve Oğuz Atay. Hissettikleri renkleri son derece samimi bir şekilde kaleme almışlar.Bir kitabım olsun dürtüsüyle hareket etmedikleri açıkça belli. Çünkü satırlarında hissettikleri acıyı bana da hissettirmeyi başardılar. En azından benim için böyle.
Edebiyatıñ günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızıñ koşulları içindeki yérini nasıl değerlerdirirsiniz?
Eski zamanları daha çok seviyorum. İnsan ruhundan doğan eserler her zaman değerlidir. Ancak ne yazık ki günümüzde dijital bir kirlilik söz konusu. Güzel eserlerin, güzel insanlara ulaşması zorlayıcı olsa da… Her eser bir şekilde kendi nehrinde yolunu bulur.
Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunuñ doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?
Genelde evrenin derinliklerindeki gezegenleri duyumsamayı ve orada mısralar yaratmayı benimserim. Kalbimle ve ruhumla hissetmediğim bir şeyi asla yaz
Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz éttiğiniz oluyor mu?
Hayır.
Yazdıklarıñızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?
Kimse yok. Sadece yazdıklarımı bir okuyucunun gözünden tekrar tekrar okuyorum.
Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dédiğiniz bir eser var mı?
Öyle bir eser olmadı.
Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat édersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?
Fırsat buldukça gidip kitaplar arasında kaybolmayı seviyorum. Hiç aklımda olmayan bir kitabı keşfetmeyi de seviyorum.
Genellikle duygu yoğunluğu olan kitapları tercih ediyorum. Zaman zaman bilim kurgu kitapları da ilham veriyor. Türleri ayırmıyorum; hangi kitabı okumayı hissediyorsam onu alıp okuyorum. Her insanın gezegeninin rengi farklıdır; ilham verici ve içinde güzel şeyler uyandıran her kitap okunabilir. Jack London’ın Martin Eden eserini çok derin ve güçlü buluyorum.
Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?
Benim için fark etmiyor. Genellikle klavye kullanıyorum, fakat sık sık gezilere çıkan biri olduğum için yolculuklarda kalem kullanıyorum.
Okurlarınıza son sözüñüz ne olurdu?
Carpe Diem.
Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 29 Nisan 2026
