
Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?
Yazmak benim için bir uğraşın çok ötesinde, bir gereksinimdir. İçimde biriken duyguların, düşüncelerin ve bazen de sessiz çığlıkların dışa vurumudur. Yazmadığımda eksik hissederim; yazdıkça kendimi tamamlarım.
İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?
Evet, oldukça net hatırlıyorum. İçimde tarif edemediğim bir hüzün vardı ve bunu kimseye anlatamıyordum. Bir gün kâğıda birkaç cümle karaladım. O an fark ettim ki yazmak, benim dilim olacak.
Kitabınıza ilk imza attığıñız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan géçen ilk düşünce ne olmuştu?
İlk imza anı tarifsizdi. Sanki yıllardır içimde taşıdığım bir yük hafiflemişti. Bir okurun kitabımı imzalatmak için uzattığında aklımdan geçen ilk şey şuydu: “Demek ki yalnız değilim.”
Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
Evet, kitap fuarlarına katıldım. İçeri adım attığımda duyduğum o kitap kokusu, kalabalığın içindeki sessiz coşku… Hepsi büyüleyiciydi. Standları gezerken kendimi bir hayalin içinde yürüyormuş gibi hissettim.
Kitap fuarınıñ okuma kültürümüze katkısı var mı? Soñ yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Kesinlikle büyük katkısı var. İnsanları kitapla buluşturuyor, yazarı okurla yakınlaştırıyor. Her ilde düzenlenmesi de oldukça değerli; edebiyatın yayılması adına önemli bir adım.
Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemiñiz var mı?
Yazarken genellikle yalnızlığı tercih ederim. Sessizlik benim için çok önemli. Önce hissederim, sonra yazarım. Bazen bir kelime günlerce zihnimde döner, sonra bir dizeye dönüşür.
Kendinize örnek aldığınız yérli veya yabancı bir yazar var mı? Étkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…
Birçok yazardan etkilendim ama birebir birini örnek aldığımı söyleyemem. Her yazarın dünyasından bir iz taşıyorum diyebilirim. Kendi sesimi bulmak benim için daha önemliydi.
Edebiyatıñ günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızıñ koşulları içindeki yérini nasıl değerlerdirirsiniz?
Edebiyat hâlâ çok değerli ama hak ettiği ilgiyi her zaman göremiyor. Hız çağında yaşıyoruz; insanlar kısa ve hızlı tüketilen içeriklere yöneliyor. Buna rağmen edebiyat, derinliğiyle varlığını sürdürüyor.
Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunuñ doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?
Evet, yazılabilir. Empati burada devreye girer. İnsan gözlemleyerek, hissederek ve hayal ederek yaşamadığı duyguları da içselleştirebilir. Samimiyet sağlandığında okuyucu bunu hisseder.
Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz éttiğiniz oluyor mu?
Elbette. Yazdıklarımın içinde mutlaka benden izler vardır. Bazen doğrudan, bazen dolaylı… Ama her satırda bir parçam bulunur.
Yazdıklarıñızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?
Genellikle güvendiğim birkaç yakın dostuma okutuyorum. Onların samimi geri dönüşleri benim için çok kıymetli.
Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dédiğiniz bir eser var mı?
Eleştirel bir gözle okurum ama her eserin kendi yolculuğu olduğunu da bilirim. “Ben olsam böyle yazardım” düşüncesi bazen geçer ama bu, o eserin değerini düşürmez.
Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat édersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?
Fırsat buldukça kitabevlerine giderim. Kitap alırken dili, anlatımı ve bana ne hissettirdiği çok önemlidir. Okuyucularıma tek bir kitap önermek zor ama şiirle bağ kurmalarını isterim.
Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?
Benim için kalemin yeri ayrı. Kalemle yazarken duygular daha doğrudan akıyor. Ama klavye de pratiklik sağlıyor. İkisi de kullanılabilir; önemli olan yazmak.
Okurlarınıza son sözüñüz ne olurdu?
Okumaktan ve hissetmekten vazgeçmeyin. Her kitap, sizi kendinize biraz daha yaklaştırır. Ve unutmayın; bir gülün izinden yürümek bazen insanın kendini bulma yolculuğudur.
Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 30 Nisan 2026
