
Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?
Yazmak benim hayatım. Nerede olursam olayım hep yazmak geliyor içimden. Sürekli yanımda kağıt kalem taşırım, o an gördüklerimi hissettiklerimi hemen kağıda geçiririm. Yazmaktan uzak kaldığım günlerde ciddi bir boşluk hissederim.
İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?
9 Eylül 2019 günü 9. Sınıfın ilk günüydü o gün akşam eve dönüp koltuğun kenarına oturup şuanda da kitabımda yer alan “ilk şiir” isimli şiiri yazdım o şiiri yazdığım anı ve o şiirin bana hissettirdiklerini ömrüm boyunca unutamam.
Kitabınıza ilk imza attığıñız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan géçen ilk düşünce ne olmuştu?
İnanılmaz bir duygu ilk kitabımı imzalarken ağlamamak için baya uğraştım. Metroda çok yakın arkadaşım Hazal, bana kitabı uzattı ve imzaladım. O an kalabalık olduğu için ağlayamadım ama sonrasında yalnız kalınca mutluluktan baya ağlamıştım.
Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
Yanılmıyorsam 11 yaşımdan beri her yıl yılda bir kaç defa kitap fuarlarına giderim. Oraya gelen yazarlardan biri olmayı çok isterdim ve bunca kitabın arasında dolaşmak çok güzel bir duygu kitabın olduğu her yer benim için cennet gibi ben de bu tür yerlere daima giderim.
Kitap fuarınıñ okuma kültürümüze katkısı var mı? Soñ yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Kitap fuarlarının okuma kültürümüze katkısı tartışılamaz kendi gözlerim ile buna şahit oldum. Hayatında hiç kitap okumayan kişiler bile benimle kitap fuarlarına gelip kendi ilgisini çeken kitaplar alıp bu şekilde okumaya başladı. Her ilde ve imkanlar dahilinde yılda bir kaç kez yapılması gereken bir etkinlik olduğunu düşünüyorum ve şöyle bir eklemede bulunmak istiyorum kitap fuarlarında önceliğimiz okuyucuya kitabı ulaştırmak ve okumasını sağlamak olmalı, diğer amaçları ikinci planda tutmalıyız.
Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemiñiz var mı?
Kendime has bir yöntemim yok o an gönlümden ne geçerse yazıyorum.
Kendinize örnek aldığınız yérli veya yabancı bir yazar var mı? Étkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…
Çeviri şiirler okumayı tercih etmediğim için yabancı şairleri okumuyorum. Şiir yazmaya ilk başladığımda Özdemir Asaf’ı çok okuyup ona benzer şiirler yazardım. Zaman ilerledikçe Orhan Veli, İsmet Özel ve özellikle Nazım Hikmet okudum. Şu sıralar Ahmed Arif ve Arkadaş Zekai Özger okuyorum fakat hayatımın her alanına etki eden bir şair var, hayatımda örnek aldığım biri Cahit Sıtkı Tarancı.
Edebiyatıñ günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızıñ koşulları içindeki yérini nasıl değerlerdirirsiniz?
Sosyal medya ile beraber değişen toplum yapısında maalesef edebiyatın değeri hak ettiğinin çok altında ama sosyal medyada güzel edebiyat sayfaları var ve onları her gün takip ediyorum. Yeni çıkan kitapları takip ediyorum. Bundan yola çıkarak edebiyatın değerinin eskisi gibi olmadığını fakat karamsarlığa da gerek olmadığını söylemek istiyorum.
Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunuñ doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?
Yaşamadığım bir duyguyu yazmak için o duyguyu ortaya çıkaran sebepleri yaşamışım gibi davranıyorum bir süre bunu devam ettirdikten sonra yazılarımda bunu kolaylıkla aktarabiliyorum.
Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz éttiğiniz oluyor mu?
Tabikide yazdığım her yazı benden bir parça şuan ya da eskiden hissettiğim duyguların yansıması yazarı yazılarından ayıramazsınız.
Yazdıklarıñızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?
Genelde arkadaşlarıma okuyorum. Sağ olsunlar hep ilgiyle dinleyip çok güzel tepkiler veriyorlar.
Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dédiğiniz bir eser var mı?
Ben yazıya bu açıdan bakmam elbette ki herkesin kafasında daha ideal bir yazım vardır ama bu bir iş değil bir duygu aktarımı ve yazar ile kağıt arasındaki bu aktarıma hep saygım vardır. O yazı, yazarın duygusunu aktaran bir şey ve her haliyle bir duyguyu aktarmak muazzam bir şey bu yüzden “ben olsam şöyle yazardım” gibi lafları pek tasvip etmiyorum.
Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat édersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?
Sıklıkla uğrarım, kitap alırken çok bir şeye dikkat etmem çünkü kaybedecek bir şeyim olmadığını düşünürüm. Sadece o an ne tür bir kitap okumak istiyorum diye içimden geçirip ona göre kitap alırım. Ölü Ozanlar Derneğini mutlaka okusunlar gerek anlatımı gerek kurgusu gerek felsefesi ile muazzam bir kitap.
Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?
Tabii ki de kalem. Yani kalemle yazarken, gerçekten yazıyorum hissini alırsınız. Aksi takdirde diğer türlü bir mesaj yazıyormuş gibi hissedersiniz.
Okurlarınıza son sözüñüz ne olurdu?
Yaşayın. Hayatta kalmak için değil yaşamak için uğraşın. Sanat, edebiyat, müzik size yaşadığınızı hissettirecek. Ve tabii ki de duygularınızı açığa çıkarın. Yazın, çalın, söyleyin. Yaşamayı ciddiye alın. Nazım Hikmet’in de dediği gibi “yaşamak şakaya gelmez.”
Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 30 Nisan 2026
