Yazarla okurlar arasında köprü kuran aylık edebiyat dergisidir.

Bilimkurgudan Edebiyata Uzanan Yolculuk: Dr. Eldar Bora ile Yazarlık Üzerine

Bilimkurgu sinemasının Türkiye’deki öncü isimlerinden Bilimkurgu Yönetmeni ve Yazarı Dr. Eldar Bora, yazarlık serüvenini, edebiyata bakışını, Bilimkurgu Sineması kitabını ve üretim süreçlerini Kutlu Yazarlar Dergisi’ne anlattı. Güney Azerbaycan’ın kültürel merkezi Tebriz’de doğan Bora, sanatçı bir ailede yetişti. Annesi Atlas Alipur’un uzun yıllara dayanan oyunculuk kariyeri ve babası Yaşar Azeroğlu’nun resim ile heykel sanatındaki ustalığı sayesinde çocuk yaşta sahneyle tanıştı; 10 yaşında tiyatro sahnesine çıkarak sanat yolculuğuna ilk adımını attı. Genç yaşta ödüllü aktör Reza Naji’nin öğrencisi olarak sinemaya yöneldi ve 16 yaşında çektiği ilk kısa filmle Tebriz sinemasında dikkat çekti.

Bugün ABD’de yaşamını sürdüren Bora, sinema ve yazı üretimlerini uluslararası düzeyde sürdürüyor. Akademik altyapısını yaratıcı üretimle birleştirerek hem bilimkurgu sinemasında hem de sinema tarihine yönelik çalışmalarında özgün bir çizgi oluşturuyor.


Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?
“Yazmak Benim İçin Bir Gereksinim”
Benim için yazmak bir uğraştan öte, içsel bir gereksinim. Çocukluk yıllarımdan beri sahneler kurar, hikâyeler anlatırım; bu benim düşünme biçimim oldu. Sinemada bir sahne nasıl kurulur, ışığı, atmosferi nasıl yaratılırsa, yazıda da kelimeler o sahneyi kurar. Gözlemlediğim ayrıntıları yazıya dökmediğimde eksik hissederim.


İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?
Yazmaya başlamamda ailemin büyük etkisi oldu; annem ve babamın ikisi de sanatla, edebiyatla iç içe insanlardı. Evimizde sürekli tiyatro metinleri, hikâyeler, çizimler konuşulurdu. Ben de çok küçük yaşta Jules Verne’in Aya Yolculuk kitabını okudum ve o eser beni derinden etkiledi.

İlk yazdıklarım da bu etkinin izlerini taşır: uzay yolculukları üzerine hikâyeler ve senaryolar kaleme almıştım. Henüz çocukken defterlerime çizdiğim sahneler, kurduğum dünyalar, aslında bugün yaptığım işlerin ilk temelleriydi.


Kitabınıza ilk imza attığınız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan geçen ilk düşünce ne olmuştu?
“İmza Atmak Birikimin Kamusallaştığı Andır”
Önce şunu net söyleyeyim: Bilimkurgu Sineması için henüz resmî bir imza günü yapılmadı. Ancak yayınevimle birlikte Türkiye’de bir imza günü ve söyleşi planlıyoruz; bu kitabın okurlarla buluşacağı ilk özel an olacak.

Buna karşın, kitap ilk kez elime geçtiğinde hissettiğim duygu çok açıktı: yıllarca biriken akademik ve yaratıcı emeğin artık yalnızca bana ait olmadığı, sahada çalışanlar ve üniversite öğrencileri için referans niteliğinde bir kaynağa dönüştüğü duygusu.

Önceki kitaplarım içinse hem Türkiye’de hem de Güney Azerbaycan’da birçok fuar, imza günü ve söyleşi gerçekleştirdim. İran Sinemasında Azerbaycanlıların İzleri, 35 mm ve Öncesi Sinema, Astronomiden Sinemaya ve Film’de Da Vinci İzleri kitaplarım bu etkinliklerde sinema öğrencileri, araştırmacılar ve sinemaseverlerle buluştu. Bilimkurgu Sineması için de benzer bir süreç şimdiden planlanıyor.


Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
“Kitap Fuarları Benim İçin Sinema Salonuna Girmek Gibi”
Evet, önceki soruda da bahsettiğim gibi bugüne kadar hem yazar hem de ziyaretçi olarak birçok fuara katıldım. Her girişimde hissettiğim şey, çocukken sinema salonuna girerken yaşadığım heyecana çok benzer: önünüzde sayısız ihtimalin kapısı açılıyor. Rafların arasında dolaşırken kitap kokusu, kalabalığın sessiz uğultusu, her defasında içimde aynı duyguyu uyandırıyor.

Özellikle önceki kitaplarımın yer aldığı stantlarda okurlarla yüz yüze buluşmak, onların sorularını dinlemek, tartışmalara katılmak çok özel deneyimlerdi. Bilimkurgu Sineması için henüz bu süreç başlamadı ama yayınevimle birlikte Türkiye’de fuarlara yeniden katılım planlanıyor. Bu kitabın da genç sinemacılarla ve meraklı okurlarla fuar atmosferinde buluşacağı günü sabırsızlıkla bekliyorum.


Kitap fuarının okuma kültürümüze katkısı var mı? Son yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
“Kitap Fuarları Okuma Kültürünü Kolektifleştiriyor”
Kitap fuarlarının katkısı çok büyük. Okumayı bireysel bir eylem olmaktan çıkarıp kolektif bir kültür deneyimine dönüştürüyorlar. Özellikle gençler için bu alanlar keşif ve ilham kaynağı oluyor. Farklı türleri, yazarları ve yayınevlerini aynı anda görme imkânı, okuma alışkanlığını güçlendiriyor.

Her ilde düzenlenmeye başlanması da kültürel anlamda çok önemli. Bu sayede edebiyat büyük şehirlerin ayrıcalığı olmaktan çıkıyor, yerel yazarlar ve okurlar da bu kültürel hareketin parçası oluyor. Okuma kültürünün yaygınlaşması ve çeşitlenmesi açısından fuarları çok kıymetli buluyorum.


Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yönteminiz var mı?
“Yazı Masamda Sinema, Edebiyat ve Akademi Birleşir”
İki farklı yazma biçimim var: İlki, sinema geçmişimden gelen sahne kurma alışkanlığıyla senaryo veya anlatı metni yazmak. Yazıya başlamadan önce zihnimde sahneyi kurarım; mekânın ışığı, atmosferi, karakterlerin bedensel tepkileri… Not defterlerim, eskizlerim ve okuma listelerim her zaman elimin altındadır.

İkincisi ise akademik derleme ve araştırma üzerine yazmak. Daha önce kaleme aldığım kitaplarımda olduğu gibi kuramsal çalışmalarda önce türün tarihsel gelişimini, kavramsal çerçevesini kurarım. Ardından sahne örnekleri, kültürel bağlamlar ve kişisel gözlemlerle metni inşa ederim. Yazı masamda sinema, edebiyat ve akademi iç içe geçer; bu benim doğal ritmimdir.


Kendinize örnek aldığınız yerli veya yabancı bir yazar var mı? Etkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…
“Beni Etkileyen İsimler Sınırları Zorlayanlar Oldu”
Beni derinden etkileyen birçok isim var: Gene Roddenberry, George Lucas, Jon Spaihts, İmadeddin Nesimi, Atıf Yılmaz ve Jules Verne. Jules Verne’in hayal gücü, Roddenberry ve Lucas’ın evren kurma becerisi, Nesimi’nin düşünsel derinliği, Atıf Yılmaz’ın anlatı cesareti bana farklı dönemlerde yön verdi.

Güney Azerbaycan’dan gelip Türkiye’de bilimkurgu ve tür sineması alanında öncü işler üretmek, bu etkilerin de katkısıyla şekillendi. Uzay temalı yerli yapımlardan akademik çerçeveye kadar birçok alanda ilkleri gerçekleştirmek benim için özel bir sorumluluktu.


Edebiyatın günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızın koşulları içindeki yerini nasıl değerlendirirsiniz?
“Edebiyat Hızlı Çağda Derinleşmenin Alanıdır”
Edebiyatın değeri sabit; değişen sadece çağın hızı. Görsel içerik ve algoritmalar arasında derinleşme çoğu zaman ihmal ediliyor. Oysa edebiyat, düşünmeyi yavaşlatan, içe dönmeyi sağlayan bir alan.

Bilimkurgu türü ise teknolojik ve toplumsal dönüşümleri tartışmak için çok güçlü bir araç. Bilimkurgu Sineması kitabını yazarken de bunu hissettim: sinema ve edebiyat, birbirini tamamlayan iki anlatı biçimi. Bu ikisini yeniden buluşturmak çok değerli.


Yazdıklarınızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?
“İlk Okurlarım Her Zaman Güvendiğim İki Kişi Olmuştur”
Genellikle ilk olarak uzun yıllardır birlikte çalıştığım editörüm Nuran Baykuş’a ve eşim, yapım tasarımcısı Ghazal Bora’ya okuturum. Editörümün dilsel titizliği, yapısal bakış açısı ve metne kazandırdığı bütünlük, yazının son hâline ulaşmasında çok önemli bir rol oynar. Eşimin mesleki tecrübesi, sahne tasarımı konusundaki birikimi ve yaratıcı sezgisi ise özellikle sinema ve kurgu temalı bölümlerde bana büyük bir ilham kaynağı olur.

Bunların yanı sıra çevremde sinema ve edebiyat alanında fikirlerine güvendiğim bazı meslektaşlarım da var; zaman zaman bölümleri onlarla da paylaşırım. Çünkü bir metnin olgunlaşması, sadece masa başında değil, güvenilir zihinlerle kurulan bu yaratıcı etkileşim sayesinde mümkün oluyor.


Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dediğiniz bir eser var mı?
“Okuduklarımı Tersine Mühendislik Gibi İncelerim”
Bu benim için küçümseme değil, daha çok dikkatli bir okuma sürecidir. Akademik ya da kuramsal bir metinde kavramların netliği, bölüm geçişlerinin sağlamlığı ve kaynakların doğru kullanımı çok önemlidir. Eksiklik gördüğümde “Ben olsam nasıl kurardım?” diye düşünürüm. Bu yaklaşım hem yazım dilimi hem de düşünsel yapımı güçlendirir.


Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat edersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?
“Kitapçı Rafları Benim Sessiz İlham Kaynağım”
Kitabevlerine sık sık giderim; bu benim için yalnızca bir alışkanlık değil, aynı zamanda güçlü bir ilham kaynağı. Raflar arasında dolaşmak, yeni çıkan kitaplara rastlamak ya da klasiklerle yeniden karşılaşmak, yazma sürecimde zihnimi besleyen sessiz ama etkili anlar yaratır.

Bir kitap alırken öncelikle diline bakarım. Dili beni ikna etmiyorsa, kurgusu ne kadar sağlam olursa olsun o kitapla bağ kuramam. Ardından tematik derinlik, yapısal bütünlük ve yazarın dünyası ilgimi çeker. Akademik kaynaklarda ise referans çerçevesi, özgünlük ve alanla kurduğu ilişki benim için belirleyici unsurlardır.

Okurlara öneri verirken çoğu zaman Jules Verne’in klasik eserlerini öne çıkarırım. Onun eserlerindeki bilimsel tahayyül, detaylı anlatı kurma biçimi ve hayal gücü beni her zaman büyülemiştir. Bunun yanında Gene Roddenberry, George Lucas, Jon Spaihts, İmadeddin Nesimi, Atıf Yılmaz gibi isimlerin eserlerini de yakından takip ederim. Farklı çağların ve disiplinlerin bu yaratıcı isimleri, hem yazarlık yolculuğumda hem de okuma deneyimlerimde bana yeni bakış açıları kazandırıyor.


Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?
“Kalem Düşünmenin, Klavye İnşa Etmenin Aracıdır”
Bence ikisi de gerekli; her birinin sürece kattığı değer farklı. Kalem, yavaş ve derin düşünmenin aracı. İlk fikirleri, kavramsal eksenleri ve tartışma başlıklarını çoğunlukla defterler dolusu notlarla kalemle yazarım. Bu yöntem, zihnimi toparlamamı ve düşünceleri daha organik bir şekilde şekillendirmemi sağlıyor. Klavye ise yapıyı kurmanın ve metni geliştirme sürecinin vazgeçilmezi. Özellikle akademik kurguyu oluştururken, kaynakları yerleştirirken ve metnin nihai formunu verirken dijital ortamın sağladığı hız ve düzen çok önemli oluyor.Sadece Bilimkurgu Sineması değil, 35 mm ve Öncesi Sinema, Astronomiden Sinemaya, Film’de Da Vinci İzleri ve İran Sinemasında Azerbaycanlıların İzleri gibi diğer kitaplarımda da bu iki aşamalı yöntemi kullandım. Kalemle başlayan süreç, klavyede olgunlaşarak nihai hâline kavuşuyor; bu benim yazarlık ritmimin ayrılmaz bir parçası hâline geldi.


Türk sinemasına ve tür sinemasına yaptığınız katkılardan biraz bahseder misiniz?
“Türk Sinemasına Katkı Sunmak Benim İçin Sorumluluktu”
Güney Azerbaycan’dan Türkiye’ye geldiğimde, bilimkurgu ve tür sineması alanında henüz sistemli bir üretim geleneği oluşmamıştı. Bu durumu bir engel değil, bir başlangıç noktası olarak gördüm. Akademik altyapımı ve yönetmenlik deneyimlerimi Türkiye’deki yerel anlatılarla birleştirerek hem kuramsal hem de üretimsel düzeyde yeni bir alan açmaya çalıştım.

Bilimkurgu Sineması bu çabanın yazılı ayağını oluştururken, çektiğim projelerle de uzay temalı yerli yapımlar gibi alanlarda ilk adımları attım. 2018’de çektiğim kısa film Dönüş (The Return) Harlem ve New York merkezli platformlarda gösterildi; 500’den fazla uluslararası ödül aldı. Bugün ABD’de sürdürdüğüm çalışmalarla hem yeni projeler geliştiriyor hem de Türkiye’den genç sinemacıların bu alana adım atabilmeleri için atölyeler ve eğitimler düzenliyorum. Amacım yalnızca eser üretmek değil; birikimi paylaşarak yeni bir kuşak için kapılar açmak.


Okurlarınıza son sözünüz ne olurdu?
Son Söz
Okumaktan, sorgulamaktan ve hayal kurmaktan vazgeçmeyin. Her kitap bir yolculuktur; kimi zaman geçmişe döner, kimi zaman uzak bir geleceğe uzanır. Bilimkurgu, hayal gücünü genişleten, düşünce sınırlarını zorlayan bir türdür.

Bilimkurgu Sineması kitabı da bu alana mütevazı bir katkı sunma isteğiyle ortaya çıktı. Eğer bu kitap ve diğer çalışmalarım yeni düşünenlere, araştıranlara ya da yazanlara bir ilham kırıntısı verebiliyorsa, benim için en büyük mutluluk budur. Daha iyilerini yapacak, ufuk açıcı çalışmaların çoğalmasını tüm kalbimle diliyorum.

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 24 Ekim 2025

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi | göksel sözcükleriñ yayıncısı

2012'den bugüne hayallerinizi gérçekleştirirken yanınızdayız.