Yazarla okurlar arasında köprü kuran aylık edebiyat dergisidir.

Yazar Babak Farzin Far ile Yazarlık Üzerine Söyleşi

Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?
Doğrusu hiçbiri. Yazmak benim için hep kutsal bir görev gibi oldu. Elimden geldiği kadarıyla bilimsel bakımdan yeterince netliğe kavuşmamış, hep tartışmalar konusu olan konulara odaklanıp; çözmek ve aydınlatmak yolunda olabildiğince çaba sarf etmek, benim için hep yazmanın anlamı olmuştur. Bir kâşif gibi, bir çizelge çözer gibi…

İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?
Aslında işin başlangıcı, uzun yılların geçmesine rağmen yaşandığı gibi tamamen gözümün önündedir. Kafamdan geçenleri bir arkadaşa anlatmıştım. Sağ olsun, beni kırmayıp bayağı motive etti. Ancak burada da her işte olduğu gibi bu işte de yola koyulup yazmaya başlamak pek kolay olmadı. Hatırlıyorum; sanki kocaman bir şehirde, hem de gözü kapalı bir şekilde yol arar gibiydim. En ufak bir buluntu bile beni bayağı heyecanlandırıyordu.

Kitabınıza ilk imza attığıñız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan géçen ilk düşünce ne olmuştu?
Tabii ki hoş bir duygu. Ancak benimki pek de abartılı geçmedi. Hem de hep yolun sonunu endişeli bir biçimde merak ediyordum.

Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
Aslında çok isterdim. Ancak galiba kısmet değilmiş. Benim yurt dışına yerleştiğim durumdan dolayı bu iş için pek olanak sağlanmadı.

Kitap fuarınıñ okuma kültürümüze katkısı var mı? Soñ yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bence olabilir. Son dönemlerde sanal ortamın yoğun baskısı altında kalan kitap okuma kültürüne yeni bir kan pompalar gibi olur.

Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemiñiz var mı?
Yazarken derin derin düşünüyorum, dalıyorum. Her şeyi bir araya getirip karşılaştırıyorum. Tam bir dedektif gibi. Sonunda, sonuçların arasından en mantığa uyanını titiz bir şekilde seçiyorum.

Kendinize örnek aldığınız yérli veya yabancı bir yazar var mı? Étkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…
Aslında hayır. Benim kitap yepyeni bir bilimsel konuya odaklanınca doğal olarak yazma üslubu önem bakımından ikinci sıraya girmiş oldu.

Edebiyatıñ günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızıñ koşulları içindeki yérini nasıl değerlerdirirsiniz?
Bence her bilim dalında olduğu gibi edebiyat için de çağımızın gereksinimlerine karşılık veren yenilikçi yöntemler aramalıyız.

Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunuñ doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?
Hep korku ile umutsuzluktan kaçınıp, işimin doğruluğuna, amacına varacağına inancım tam oldu. Okuyucunun kafasındaki sorulara en iyi şekilde cevaplamak için çalışıp, bu doğrultuda hep kanıtlar aradım. Bunlar artıp sınıflanınca sanırım okuyucu yeteri kadar tatmin edilmiş olur.


Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz éttiğiniz oluyor mu?
Aslında kitabımın en başında anlattıklarımın dışında kendimden söz etmeyi pek sevmedim.

Yazdıklarıñızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?
İlk okuttuğum kişi tabii ki bana her zaman inanıp, tam gücüyle destek veren babam olur.

Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dédiğiniz bir eser var mı?
Aslında değinebileceğim özel bir eseri hatırlamıyorum. Ancak okuduklarımın birçoğunda hep ben olsaydım belki de yeni bir şeyler yapardım duygusu içimde canlanırdı.

Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat édersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?
Bu konuda üzgünüm. Aslında benim kitabımın teması sürekli aramalar gerektirince hep sanal ortamda makaleler ve elektronik kitaplar arasında dolaştım dolaşıyorum.


Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?

Bence en başta kalem sonra klavye.

Okurlarınıza son sözüñüz ne olurdu?
Arkadaşlar, benim kitabım Türkçe ile İngilizcenin ilişkisi üzerine odaklıdır. Bu ilişki, tarihsel olarak bulmaca gibi duran birçok kördüğümün çözümü için ipuçları veriyor. Ben de buradan yola çıkarak, Çok Eski Türk Tarihi’nin Orta Asya’ya değil de tam bu civarlara; yani Ön Asya, Mezopotamya ve Azerbaycan’a dayandığını savunanların inanışına, dil bilimi aracılığıyla yardımcı olmak istedim. Böylece yepyeni, heyecan verici bir savın kapısını aralamış oldum. Ancak yapayalnız adım attığım engebeli bu yolda, şimdiden amacıma ulaştım sözünü cesaret edip de kullanmak sanırım çok aceleci olur. Hem uzun yıllar boyunca iyice kök salmış eski düşünceleri değiştirip bilimsel dünyayı yeni düşünceler için tatmin etmenin pek kolay olacağını sanmıyorum. O yüzden bu işi merak edip ona gönül verenlerin değerli görüşleri benim için oldukça moral vericidir. Umarım uzun sürse bile, sonunda güneşin bulutların ardından çıkıp parlaması gibi, bir gün gerçekler de aydınlığa kavuşacaktır.

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 09 Şubat 2026

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi | göksel sözcükleriñ yayıncısı

2012'den bugüne hayallerinizi gérçekleştirirken yanınızdayız.