Yazarla okurlar arasında köprü kuran aylık edebiyat dergisidir.

Yazar Dilara Pınar Arıç ile Yazarlık Üzerine Söyleşi


Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?

Yazmak bir beyin uğraşısıdır. İnsan tarafından öğrenilen bilgilerin bir bütün içinde yazıya dökülmesidir. Yazmak Allah tarafından öğretilmiştir. Alak suresinde ilk emir “Oku!” Sonraki ayet “O insana kalemle yazmayı öğretti”dir. Kalem kutsaldır. Belagat ve icazlı söyleyiş insana Allah tarafından verilmiş bir mucizedir. Diğer eserler Kur’an’ı anlamak içindir. Yazmak kutsaldır.


İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?
İlk defa yazdığım an olarak, 9 yaşında ilk öykümü yazdım. Türkiye Çocuk dergisinde öykü yarışması vardı. Onda 2. olmuştum. Bir resim ile ilgili öykü yazılması gerekliydi. 17 yaşında 2007 yılında ise ilk defa ilk yazımı yani Yordam dergisinde Boynuz ve Altın adlı denememi yazdım. Edebiyata şiir ile başladım.


Kitabınıza ilk imza attığıñız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan géçen ilk düşünce ne olmuştu?
İlk imzayı hocalarıma hediye ettiğim zaman atmıştım. Hocalarım okudukları için beni anladılar. İİk aklımdan geçen düşünce başardığıma inandığım olmuştu.


Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
Öğrenciyken kitap fuarına sadece okur olarak katılıyordum. Kitaplara dokunmak onu hissetmek güzel bir duyguydu. Ancak bu sene yazar olarak katılıyorum. İnsana guru veriyor.


Kitap fuarınıñ okuma kültürümüze katkısı var mı? Soñ yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Kitap fuarları okur ile yazar arasındaki bağı güçlendiriyor. Yazarlarla okur buluşması tabi ki insanı edebi olarak gelişim sağlar. Okurların fikirleri ve yorumları çok önemlidir. Feedback dediğimiz olay budur. Yazarı geliştirir, okuru bilgilendirir.


Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemiñiz var mı?
Virginia Woolf’un bilinç akışı tekniği ile yazıyorum. Borges, Jose Saramago, Gabriel Garcia Marquez, Kafka gibi yazarların kitaplarından esinlenerek Şeref Akbaba tarafından şiirsel öykü olarak adlandırılan tarzda yazıyorum. Şiirsellik ve kurgusallık ile dil ile oynayarak ve yeni kelimeler üreterek yazıyorum. Yazarken kahve içmek en büyük zevkimdir. Kahve tadında öyküler kaleme alırken kahve içmek beni çok etkiliyor.


Kendinize örnek aldığınız yérli veya yabancı bir yazar var mı? Étkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…
Jane Austen’ın yazarlığı beni çok etkiler. Tüm kitaplarını okudum. Borges, Sartre, Marquez, Jose Saramago, Hermann Hesse, Gogol, Oğuz Atay, Kafka, Yusuf Atılgan, Refik Halit Karay, Mustafa Kutlu, Rasim Özdenören gibi yazarlar beni etkilemiştir. Yazmak için okudum, okumak için yazdım. Okumadan yazmak mümkün değil. Edebiyat birikim gerektiren bir sanattır. Birikim olmadan yazı yazamazsınız. Cemil Meriç’in okuma yöntemini kullanıyorum. Yeni edebiyat için Necip Tosun’un Günümüz Öyküsü adlı kitabından yazar listesi çıkardım. O listenin hepsi okudum. Sistematik okuma yapıyorum. Her kitaptan alacağı bir cümle insanın tüm hayatını etkileyebiliyor. Bilgelik sevgisi ve felsefi yazdığım için her cümlede ayrı bir anlam gizli. Her cümlenin için ayrı bir anlam var. Bu nedenle Oğuz Atay ya da Kafka okumayan bir insan benim öykümü anlayamaz.


Edebiyatıñ günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızıñ koşulları içindeki yérini nasıl değerlerdirirsiniz?
Edebiyat Cahiliye Devrinde ileriydi. Ancak iman ve ahlak yoktu. Bu nedenle cahiliye devri denmiştir. Kur’an’ın indirilmesiyle belagat mucizesi gerçekleşti. O dönemin şairleri Kur’an’ın belagati karşısında secdeye vardılar. İcazlı söyleyiş bir mucizeydi. Osmanlı döneminde kelime zenginliği ile 600 yıllık bir edebi belagati geliştiren bir söz varlığı vardı. Günümüzü geldiğimizde edebiyat teknolojiye rağmen hala ilk günkü gücünü yaşamaktadır. Kitap tablet gibi aletlerle okunabilmekte cep telefonuyla kitap okunabilmektedir. Ancak edebiyatın şu özelliği vardır: Ne kadar kitap okursanız o kadar söz varlığına sahip olursunuz. Çünkü her gün bir kitap okuyan insan bir kelime öğrenirse bir yılda 365 kelime olur ve kelime dağarcığınız artar. George Orwell’ın 1984 adlı kitabında dil teorisi yer alır. Kelime dağarcığı ne kadar artarsa düşünme kapasitesi o kadar gelişir. Dil bir insanın düşünme yetisini artırır. Aynı zamanda kitap okuyan bir insan Alzheimer gibi hastalıklardan korunur. Beyni çalıştırmak insanı geliştirir.


Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunuñ doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?

Edebiyat zaten kurgudur. Yazarın gerçek hayatıyla alakası yoktur. Jane Austen hiç evlenmemesine rağmen her kitabı kahramanların evlenmesiyle bitmektedir. Yazarın gerçek hayatıyla alakası yoktur.


Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz éttiğiniz oluyor mu?

Kendimden başka karakterler yaratmayı seviyorum. Yazarlıkta şöyle bir risk vardır: hayalle gerçeğin ayırt edilmesi. Gerçek hayatı anlatmaz. Her şey kurgudur. Tıpkı oyuncuların bir karakteri oynadıktan sonra gerçek hayatlarına döndüklerinde kendi karakterlerine dönmeleri gibi. Bir oyuncu nasıl ki makyajla değişiyor ve rolünü oynadıktan sonra makyajını çıkarıp evine dönmesi gibidir. Oyuncu sadece rolünü yapar ve sonra evine dönüp gerçek hayatına döner.


Yazdıklarıñızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?

Hocalarıma. Beni hocalarım yönlendiriyor.


Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dédiğiniz bir eser var mı?

Hiçbir eser hakkında bunu söylemem çünkü her yazarın ayrı yoğurt yiyişi vardır.


Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat édersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?

35 yaşındayım. Tam 18 yıldır her gün bir kitap okuyorum. Kitapların edebi olarak önem sırasına göre okuyorum. Okuyucularıma ilk önereceğim kitap Sol Ayağım’dır. İnsana yaşam savaşını yenmeyi öğretiyor. Bir başarı hikayesi. Diğer bir kitap Beyaz Zambaklar Ülkesinde. Ülkece gelişimin insan merkezli çalışmanın neticesini sunuyor insana.


Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?

İkisi de. Ben genellikle klavye ile yazarım. Lisedeyken 2007’de şiir defterim vardı. Ancak klavyeyi tercih ediyorum.


Okurlarınıza son sözüñüz ne olurdu?

Edebiyat okuyarak gelişir. En büyük silah insandır. İnsan ne kadar kaliteli olursa ülke o kadar güçlü olur. İnsanı merkeze alan bir çalışmayla kaliteli insan yetiştirebiliriz. Edebiyat bu konuda insanı hem ruhsal hem akli hem bilgi bakımından geliştiren bir yapıya sahip sanat türüdür. İnsanı insan yapan eserler okuyarak insan kendini geliştirebilir. İnsan olmasaydı ilim olmazdı. İnsan ile her şey var. Allah insanlardan bir insan eyler inşallah.

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 23 Ekim 2025

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi | göksel sözcükleriñ yayıncısı

2012'den bugüne hayallerinizi gérçekleştirirken yanınızdayız.