
Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?
1942 yılının bir bahar sabahı nüfus kaydıma göre mayıs ayının onuncu günü Emirdağ’a bağlı Yeniköy’de orta halli bir çiftçi ailesinin evinde dünyaya gelmişim. Çilekeş vefakâr ve çocukları için her türlü cefaya katlanan köylü bir kadın olan ananın oğluyum.
Çocukluğum köyümde tarlalarda harman yerlerinde ata binme sığır gütme hayvanlara bakma uğraşları ile geçti. Her köy çocuklarında olduğu gibi arkadaşlarla çember çevirme peşinde koşma tozlu köy yollarında oynama karpuz kabuklarından arabalar yapmak çayırlarda kuzu otlatmakla geçti. Çift sürdüm tarlada tırmık çektim. Tarladan harman yerine ekin çektim. Düven sürdüm. Harman savurdum. Sırtım da gücüm yettiğince ekin çuvalını ambarlara taşıdım. Ahırlarda sığır ve atlara baktım. Okul çağına girdiğimizde ise köyümüz ilkokulunda okudum. İlkokulda çocukluğumuzun verdiği çok renkli ve neşeli günleri o zamanlar yaşadım. İlkokul öğretmenlerim Arzu Koyuncu (Çiftçi) Hüseyin Gün ve Niyazi Sarıer’i saygı ve hürmetle anıyorum.
İlk okuldan sonra Emirdağ ortaokulunu bitirdim. Sonra o zaman ki adı Eskişehir Lisesi olan okulun edebiyat bölümünden 1962-1963 yılı eğitim öğretim yılında mezun oldum.
Kendi köyümden teyzekızı şimdiki sevgili eşim Lutfiye Alhan ile evlendim. Bu evliliğimizden üç kız bir oğlan çocuk babasıyım. Allah hepsine sağlık sıhhat versin sekiz torunum var.
Askerlik dönüşü Emirdağ belediyesine gelir ve tahakkuk memuru olarak girdim. O gün için beni işe alan Belediye başkanı Mısır Elezher Üniversitesi mezunu Hacı Ali Kılınçalp’i saygıyla anıyorum.
Oradan Esbank’a geçtim. Bankanın tüm servislerinde ve değişik şubelerinde değişik mevkilerinde çalıştım. Genel müdürlük teftiş heyeti kadrosun da çalışırken terfilerim neticesi müdürlüğe kadar yükselerek bankada yedi yıl müdürlük yaptım.1990 yılı 31 Aralığında emekli oldum. Emekli olunca dokuz yıl özel bir sağlık poliklinik de idare amiri olarak çalıştım. Bypass ameliyatı geçirince bıraktım.
Eşimle beraber seyahat etmeyi gezmeyi seviyoruz. Anadolu’nun çok yerini ve Avrupa ülkelerinin çoğunu gezip dolaştık. Gezerken bakmayı değil görmeyi yeğlerim. İyi bir gözlemciyim. Eski harabe tarihi mekânlar ve ören yerleri merakım arasındadır. Pul ve nikel para koleksiyonu yapıyorum. Eski ibrik kılıç vs. biriktirmek meraklarım arasında. Her ay ortalama iki yeni yayımlanmış kitap okumaya çalışan birisiyim.
İçki kumar sigara gibi kötü alışkanlıklarım yoktur. En nefret ettiklerim ikiyüzlülük, riya, yalakalık, çıkarcılık, gurur ve kibirliliktir. Emekli yaşantımı halen Kütahya’da devam ettirmekteyim.
İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?
1990 yılından beri emekli olarak hayatımı sürdürüyorum. Çokça kitap okuyorum. Bazı dergi ve mahalli gazete köşelerine yazıyorum. Basıma hazır bir denemeler ve şiir kitabım bekliyor. Emekli olduğumuz için işin para kazanma meselesi olmaması maddiyat bakımından tabi ki insanı zorluyor. Bir yerde emekliliğimi yaşıyorum.
Kitabınıza ilk imza attığıñız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan géçen ilk düşünce ne olmuştu?
Becerebildiğim kadarı ile üç şiir kitabım yayımlandı. Altı adette dinde gerçeklik konuların ağırlıklı olduğu sayısız makalelerden oluşan kitabım yayımlandı. Bu kitaplarımdan bazı kütüphanelere ve eş dostlara hediye olarak sundum. Çeşitli dergilerde yazılarım yer aldı. Para ile satma işine hiç girmedim. Kısaca söylemek gerekirse kitaplarımdan para kazanmayı düşünmedim.
Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
Genelde okumayı ve yazmayı seven birisiyim. Lise yıllarımdan başlayan şiir yazma merakım vardı. Hayatın içinde karşılaşılan sosyal ve dini içerikli meselelerde hep araştırarak gerçeğe ulaşmaya çalışma merakım vardır. Bilhassa çocukluğumuzdan beri bizlere dikte edilen dini konuların ayetlere uygunluğu hep bu araştırmama vesile olmuştur. Gerçeği kendi aklımın erdiğince bulmaya çalışıyorum. Doğru olduklarına inandıklarımı da yazılarıma taşıyorum.
Kitap fuarınıñ okuma kültürümüze katkısı var mı? Soñ yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Benim için yazmak kadar hayata ışık veren dinlendiren bir uğraş yoktur. Onun için devamlı yazmaya başkalarına bir şeyler vermeye çalışıyorum. Bu uğraşımdan ise mutlu oluyorum. Yazmak insan ruhunun günlük stres zincirlerini kırmaya yardımcı oluyor. Araştırmak doğruyu yakalamaya çalışmak yeni bir konu ortaya koymak bir çocuk yetiştirmek kadar gurur verici olarak telakki ediyorum.
Her zaman yazarak daha fazla bilgiler hizmete sunmak beni Allah’ın koruması altına girmeme yaklaştırıyor. En azından öyle olduğunu düşünüyorum. Bu durum da bana hem güç hem de düşünme, düşündüklerimi yazma kuvveti veriyor.
Şiirlerimi yazarken edebi olduğunda iddialı değilim. Ona okuyucularının ve eleştirmenlerin pozitif bakıp değerlendirme yapmalarına bırakıyorum. Şiirlerde ilk dikkati çeken, düşündürücü, hüzünlendirici, bazen de gönülleri serinletici aşığın maşukunu arayan sevindirici esintiler veren hava vermeye çalıştığım inancındayım.
Şiirlerimin yer aldığı kitaplarımda yer alan mısralarım da ne cennet nede cehennem var. Sadece sevgi ve hüzün var. Karşılık bulamayan aşkın burukluğu var.
Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemiñiz var mı?
Durup dururken haydı yazıp yazar olayım düşüncem hiç olmadı. Çünkü lise yıllarımdan beri hep yazma hevesim vardı. Okumayı hiçbir zaman bırakmadım. Hayatım boyunca sayısız eserler okudum. Halen okumaya devam ediyorum.
Benim için yazmak kadar hayata ışık veren dinlendiren bir uğraş yoktur. Onun için devamlı yazmaya başkalarına bir şeyler vermeye çalışıyorum. Bu uğraşımdan ise mutlu oluyorum. Yazmak insan ruhunun günlük stres zincirlerini kırmaya yardımcı oluyor. Araştırmak doğruyu yakalamaya çalışmak yeni bir konu ortaya koymak bir çocuk yetiştirmek kadar gurur verici olarak telakki ediyorum.
Kendinize örnek aldığınız yérli veya yabancı bir yazar var mı? Étkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…
Bir yazar düşüncelerini kendi dağarcığın da harmanlayıp yazıya döker. Bunu kitaplaştırır ve okuyucularına sunar. Beğenip beğenmemek okuyucu kitlesinin tercihine kalmıştır. Yazar zaten eserini dış dünya ile birebir yaşayarak yaşamın iyilik ve kötülüklerini analiz edip doğrularını kendince ortaya koymaya çalışır. Ortaya çıkan eseri beğenip beğenmemek okuyucuya kalmıştır. Eserin içeriği yine okuyucunun takdirindedir.
Yazar mutlaka anlatılanların okuyucu tarafından kabullenmesini düşünmeye bilir. Takdir okuyucu kitlesine aittir. Eser beğenilir beğenilmez bir tercih meselesidir. Okuyucu hayat ve yaşam ile ilgili belki dağarcığına bir şeyler katabilir. Yazarı mutlu ve bahtiyar edecek olan eserinin beğeni ve takdir bulmasıdır. İşte bu düşünce altında bir şeyler yazmaya çalışmak insanı hem motife eder hem de üretken kılmaya yeterde artar bile.
Edebiyatıñ günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızıñ koşulları içindeki yérini nasıl değerlerdirirsiniz?
Genel olarak düşünülürse referans aldığım yazar ve şairler yok diyebilirim. Çünkü ben hiçbir ayrım yapmadan her türlü eseri okuyorum. Belli bir görüş ve çizgi de giden eserleri okumuyorum. Değişik eserler okumak bence okuyucunun ufkunu açar. Daha geniş düşünür. Olayları daha gerçekçi olarak değerlendirir. Doğruya daha az hatasız ulaşır diye düşünüyorum.
Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunuñ doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?
Şiirler yazanı tarafından kalbinin ve gönlünün derinliklerinden geçen fısıltıların bir nakkaş gibi kelimeler ile duygularını süsler ve ortaya şiir denilen eser çıkar. Şiirlerden şarkı sözlerinden Türk Halk Türküleri ile Türk müziğinin temel kaynakları ortaya çıkar. Yine düz yazılardan roman inceleme türü eserlerden sinema eserlerine konular yaratılırken tiyatro resim sanatlarına da malzeme olacak eserler edebiyatın sağladığı imkânlardır.
Şiirler insanlar arasında ki sevgi ve duygu köprülerinin kurulmasını sağlayan dizelerdir. Gönül paslarını siler. Bu eserde de şiirler insanın his dünyasına hitap eden güzel dizeler bulmak mümkün. Yaşlan ama asla paslanma şiir okumak her türlüsünü okuyup bir pay çıkarmak kalbimizin paslanmasını engelleyecektir.
Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz éttiğiniz oluyor mu?
Çağımız bilgi çağıdır. Bilgi ise okuma araştırma inceleme neden nasıl niçin sorularına cevap aramakla elde edilir. Buna erişmek için her türlü neşriyatı okumakla ulaşılır.
En iyi arkadaş kitaplardır. İnsanın kültür seviyesini dünya ya bakış açısını bilgi ve görüşünü ufkunu geliştirip artıran bulunmaz bir okuldur. Geçmişten günümüze ve hatta geleceğe açılan kapıları kitaplar sağlar. İnsana aklını kullanmayı doğru düşünüp karar vermeyi mantıklı hareket etmeyi sağlamak için yol gösterici kılavuzluk görevi görürler.
Bir toplumda ne kadar çok kitap okuyan olursa o toplumun kültür yapısı da o kadar yüksek olur. En önemli meselemiz okullarda genç dimağlara okuma alışkanlığını kazandırmak idealimiz olmalıdır. Maalesef yetişen insanlarımızda okuma alışkanlığı yok denecek kadar azdır. Bilhassa Orta öğretimden başlayarak lise sonuna kadar gençlerimizi sorgulamaya, yazmaya sevk edici eğitimlere yönlendirmeliyiz. Aynı zamanda yaşamda karşılaşacakları durumlar karşısında hayata da hazırlamalıyız. Maalesef bunlar eğitim alanında zaafa uğratıldı.
Yazdıklarıñızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?
Son olarak en son hangi kitabı değil de bu ay içerisinde hangi kitapları okudunuz demek daha doğru olur. Bilhassa son yıllarda yayımlanan çoğu kitabı okumaya çalışıyorum. Kitapların konuları üzerinde ayrım yapmadan her türlüsünü okumaya çalışıyorum. Her ay ortalama üç eser okuyorum. Halkımıza bilhassa gençlerimize dinlenme ve eğlence dışında kalan zamanlarında okumayı öneririm.
Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 17 Nisan 2026
