Yazarla okurlar arasında köprü kuran aylık edebiyat dergisidir.

Yazar Eren Akbulut ile yazarlık üzerine söyleşi


Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?

Yazmak, duygularımı ifade etmenin en etkili yoludur benim için. İçimde saklanmış, ortaya çıkmayı bekleyen tüm istek ve hislerimi bu şekilde dışa vururum.

İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?
Ortaokuldayken yazıya pek ilgim ve yeteneğim olmamasına rağmen, oynadığım oyunun karakterleri hakkında küçük hikayeler yazıyordum. Ancak profesyonel anlamda yazmaya 15 yaşında başladım, iyi ki de başlamışım.

Kitabınıza ilk imza attığıñız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan géçen ilk düşünce ne olmuştu?
Çok sağ olsun ilk imzamı ve kitap hediyemi ASBÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan’a attım, yüce gönüllülüğü ve yardımseverliğiyle bana kitaba nasıl imza atılır içine neler yazılır onu dahi gösterdi. Yıllarca hayalini kurduğum hayatın içine girdiğimi hissettim.

Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
Kitap fuarına çok defa gittim kitap almayacaksam bile orada benzer ilgi alanları olan insanlarla tanışmak için yine gidiyorum, gerçekten de inanılmaz bir atmosfer.

Kitap fuarınıñ okuma kültürümüze katkısı var mı? Soñ yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Kitap fuarları, okuma kültürünü geliştirmek için kesinlikle etkili bir yol, özellikle de bizim gibi tanınmayan ve geniş bir okur kitlesine sahip olmayan yazarlar için. İnsanlar, fuarlarda yazarı bizzat tanıyıp, kitabını elden alarak imzalatmayı ve bu şekilde bir bağ kurmayı oldukça seviyor.


Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemiñiz var mı?

Yazarken genelde ya yürüyüş yapıyorum ya da metro veya otobüs gibi bir yolculuk halindeyim. Diğer vakitlerde yoğun olduğum için kafam pek yazmaya yatkın olmuyor. Ancak bazen nadir de olsa fiziksel güç isteyen bir işle uğraşırken ilham geldiği de oluyor.

Kendinize örnek aldığınız yérli veya yabancı bir yazar var mı? Étkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…
Ben bir Roma tarihçisi olarak, çoğunlukla Antik Roma ve Yunan yazarlarından ilham aldım. Sophokles, Aristophanes ve Lucretius bu alandaki başlıca etkileyicilerimdi. Daha yakın dönemlerde ise Shakespeare, Goethe, Dante ve John Milton benim için büyük bir ilham kaynağı oldu.

Edebiyatıñ günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızıñ koşulları içindeki yérini nasıl değerlerdirirsiniz?
Edebiyat, teknoloji dünyasının etkisiyle doğal olarak değer kaybediyor; ancak insanlar geçmişe dönüp nostalji yaratmaktan büyük keyif alıyor. Zaten eskiden de zeki insan sayısı toplumun yalnızca yüzde birini oluşturuyordu, bugün de durum farklı değil. Her dönemde okumayı seven okur, sevmeyen okumaz. Geçmişe baktığımızda yalnızca zeki insanları görmemiz, bize önceki dönemlerde insanların daha zeki olduğu ve daha fazla zeki kişinin yetiştiği yanılgısını veriyor.

Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunuñ doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?
Yaşamadığım bir duyguyu hayal gücümle yazabiliyorum. Bir gün kendi kendime Araf’ın nasıl bir yer olduğunu merak ettim, bu konuda araştırmalar yaparak bilgiler topladım. Zihnimde bir taslak oluşunca, sanki gerçekten oradaymışım gibi hissederek bir şiir kaleme aldım ve ortaya oldukça etkileyici bir iş çıktı.

Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz éttiğiniz oluyor mu?
Sadece kendi yaşadıklarımdan bahsediyorum ve bunu Eren olarak değil, mahlasım olan Gaius Flavius Divinus üzerinden anlatıyorum. Kısaca Gaius ya da GFD de diyebilirsiniz.


Yazdıklarıñızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?

Genelde arkadaşlarıma veya hocalarıma danışırım çünkü onların yorumları benim için gerçekten değerli. Her zaman dile getiririm; düşüncelerini açıkça paylaşmaktan çekinme, ne hissediyorsan söyle. Bu benim için oldukça önemli.

Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dédiğiniz bir eser var mı?
Ben olsam böyle yazmam demem, çünkü herkes bir şekilde kendi yaşamını ifade ediyor. Elbette beğenmediğim şeyler olabilir, ancak başkasının sanatına müdahale etmeyi de doğru bulmam.


Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat édersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?

Her ay iki ile dört kez sahaflara uğrarım. Okuyucularıma ise ömrüm boyunca Goethe’nin Faust eserini okumalarını tavsiye edebilirim.


Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?

Genelde klavye ile yazıyorum, pek bir fark hissetmiyorum.


Okurlarınıza son sözüñüz ne olurdu?

Birçok kişiden ilham al, ancak yazmaya başladığında kendi karakterini ortaya koy. Çünkü ancak kendin olabildiğinde gerçekten yeni bir şeyler yaratabilirsin.

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 09 Aralık 2025

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi | göksel sözcükleriñ yayıncısı

2012'den bugüne hayallerinizi gérçekleştirirken yanınızdayız.