Yazarla okurlar arasında köprü kuran aylık edebiyat dergisidir.

Yazar Furkan Bartan İle Yazarlık Üzerine Söyleşi

Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?
Aslında ikisi de diyebiliriz fakat mecburiyet kısmı daha da ağır basıyor; düşüncelerim içinde boğulmamak için bulabildiğim en iyi yöntem şimdilik bu. Niçin yazdığım ise tam olarak benim de bilmediğim bir mefhum. Bu soruyu biraz daha “Niçindir yaşamak?” sorusu ile ilişkilendiriyorum. Yazmadan yaşamak daha önce deneyimlemediğim bir şey.

İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?
Yazmanın bir mecburiyet olduğunu anlamam çok geç olmadı fakat anlatmanın mecburileşmesi bana karanlık bir zindanın duvarındaki çatlaktan sızan gün ışığını gösterdi.

Kitabınıza ilk imza attığınız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan geçen ilk düşünce ne olmuştu?
Bir yandan gururlu bir şekilde başarının zevkini, bir yandan da onlarca eve mezar taşı inşa etmenin verdiği derin huzuru hissettim.

Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
Eskiden sadece ilgimi çeken kitapları ve yayınevlerini görmek için giderdim; şimdi ise ilk amacım kitabıma göz gezdiren insan profillerini anlamaya gidiyorum.

Kitap fuarının okuma kültürümüze katkısı var mı? Son yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
İnsanların yalnızca meraktan bile olsa kitap fuarlarına girip kâğıt kokusunu almalarının okuma kültürümüz açısından faydalı olduğunu düşünüyorum.

Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yönteminiz var mı?
Genellikle ruh hâlimi yansıtan bir ışık ve saf sessizlikten yararlanıyorum.

Kendinize örnek aldığınız yerli veya yabancı bir yazar var mı? Etkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…
Hüseyin Nihal Atsız, Filibeli Ahmet Hilmi ve Oğuz Atay’ın kalemlerini kullanışına hayranım fakat bu yola Ruh Adam ile birlikte çıktım.

Edebiyatın günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızın koşulları içindeki yerini nasıl değerlendirirsiniz?
Yapay zekânın hızla gelişimiyle ilerleyen süreçte özgün içeriklerin çıkmasının zorlaşacağını düşünüyorum.

Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunun doğal mış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?
Bunun için pek bir uğraşım yok aslında; örneğin Düş Çıkmazı kitabımda ana karakterin umutlarının öldüğü zamandan sonra “ummak” fiili ve benzer anlam taşıyan herhangi bir söz hiçbir şekilde kullanılmamıştır. Bu yüzden olmayan bir şey için varmış gibi yapma ihtiyacı duymuyorum.

Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz ettiğiniz oluyor mu?
Birçoğu için evet.

Yazdıklarınızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?
Kendim dâhil kimseye okutmuyorum; kendim dâhil kimsenin ilk fikre müdahale etmesini istemiyorum.

Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dediğiniz bir eser var mı?
Aslında yazmamın sebebi biraz da bu. Kendi yazdığım evreni ve hikâye akışının olduğu bir kitap bulamadım. Bunun eksikliğini gidermek için ise bu kitabı ve diğer kitap kurgularımı oluşturdum.

Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat edersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?
Teknolojiyle birlikte fuarlar ve sahaflar hariç kitabevlerinden alışveriş sıklığımın azaldığını düşünüyorum. Bir kitap almak için ise yalnızca ilk paragrafı okurum; eğer ikinci paragrafa geçtiysem o kitabı alırım. İlk kitap önerim ise beni bu yola çıkaran Ruh Adam olur.

Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?
Atalarımız çiviler kullanarak taşlara tarih kazıdı; bu yüzden bence en önemli olan şey istek. Araçlar ise yalnızca amaca ulaştıracak birer figürdür.

Okurlarınıza son sözünüz ne olurdu?
Kitaplarımda da birçok kez vurguladığım söz olan: “Sonsuz huzur sondadır, son ise sizde.”

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 16 Şubat 2026

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi | göksel sözcükleriñ yayıncısı

2012'den bugüne hayallerinizi gérçekleştirirken yanınızdayız.