Yazarla okurlar arasında köprü kuran aylık edebiyat dergisidir.

Yazar Güven Polat İle Kitabı Üzerine Söyleşi

Son Saat’in vaktini yaptıkları ve yapacakları ile insanoğlu belirleyecektir.

Kuran’da Son Saat olarak bildirilen Güneş sisteminin dolayısıyla Dünya’nın yok oluşunun zamanını Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceği bildirilir. Ancak dünyadaki canlıları bekleyen bir büyük yok oluş daha var ve biz onun zamanını biliyoruz. Dünya üzerinde daha insan nesli yokken beş büyük, onlarca da küçük kitlesel yok oluşlar yaşandı. Bu yok oluşlarda canlı türlerinin yüzde 65’i ila 95’i yok oldu. Yaşam hayatta kalmayı başaran türlerle yeniden çeşitlenerek devam etti. Bilim insanları altıncı kitlesel yok oluşun insan faaliyetleri nedeniyle yani dünya kaynaklarının sömürülmesi, küresel ısınma, iklim değişikliği, habitat değişikliği ve bunlara bağlı ekosistem çökmeleri nedeniyle yüz yıl içinde yaşanacağını bildiriyor.

İsterseniz konuyu biraz açayım. Günümüzden yaklaşık 450 milyon yıl önce yeryüzünde ilk büyük kitlesel yok oluş yaşandı. Birbirlerinden yüzbinlerce yıl arayla iki büyük zirve halinde gerçekleşmiş olan kitlesel yok oluşa büyük bir soğuma ve buzlanma sürecinin yol açmış olduğu tahmin ediliyor. O dönemde canlı yaşamı denizlerde devam ediyordu. Paleontologlara göre bu ilk kitlesel yok oluşta tüm türlerin yüzde 85’i yok oldu.

İkinci kitlesel yok oluş ise günümüzden yaklaşık 375 milyon yıl önce Devoniyen dönemde meydana geldi. Bilimsel bulgular Dünya’yı zararlı UV radyasyonundan koruyan ozon kalkanının bir süre için kaybolduğunu ortaya koyuyor. Bilimsel verilere göre büyük ihtimalle o dönemde Dünya’ya çarpan Gama ışınlarının etkisiyle ozon tabakası işlevini yitirdi ve gökyüzünü kaplayan tabaka, gezegenimizi ısıtan güneş ışınlarının etkisini azalttı ve yeryüzü soğumaya başladı. Bu soğumayla beraber o dönemde yaşayan canlı türlerinin yüzde 75’inin yok olduğu tahmin ediliyor. 

Paleontologların 252 milyon yıl öncesine tarihlediği en büyük yok oluş ise Permiyen-Trias döneminde gerçekleşti. Pangaea süper kıtasının kuzey ucundaki Sibirya’da 2 milyon yıl süren yoğun volkanizmanın yol açtığı yok oluşta denizlerdeki ve karalardaki tüm türlerin yüzde 96’sının yeryüzünden silindiği iddia ediliyor. Yaklaşık 200 milyon yıl önce Triyas-Jura jeolojik döneminde meydana gelen ve Pangea süper kıtasının parçalandığı dönemde gerçekleşen yok oluşun sebebi konusunda ise iki farklı tez bulunuyor. Tüm türlerin yüzde 83’ünün yok olduğu bu kitlesel yok oluşa ya büyük bir volkanizmanın ya da bir asteroid çarpmasının neden olduğu iddia ediliyor.

Dünya üzerindeki beşinci büyük yok oluş olan ve 65 milyon yıl önce meydana gelen Kretase – Tersiyer dönemi yok oluşunda türlerin yarısının yanı sıra dinozorların tümü yok olmuştur. Bu yok oluşa neyin neden olduğu konusunda farklı iddialar bulunuyor. Ancak genel kanı Meksika’nın Yucatan Yarımadasına düşen 20 km çaplı bir asteroidin bu yok oluşa neden olan olayları başlattığı yönündedir. Bilim insanları altıncı kitlesel yok oluşun ise insan kaynaklı iklim değişikliğine bağlı olarak 2100’lü yılların başında gerçekleşeceğini iddia ediyor.

Aslında gün geçtikçe yaklaşan büyük yok oluşun izlerini tüm insanlar yaşayarak görüyor. Artık yaz ayları çok daha sıcak geçerken ara mevsimler neredeyse ortadan kalkıyor. Kış mevsiminde yağması gereken kar ise artık çoğu bölgeye yağmıyor. Yeryüzünde bulunan canlıların yaşaması için gereken ideal ortalama sıcaklık 15 derece olmalıdır. Bu derecenin üzerindeki her sıcaklık yaşam koşullarının olumsuz etkilenmesi anlamına geliyor. Bilimsel veriler 1850’li yıllardan yani sanayi devriminden bu yana küresel ısınmanın 1,5 derece arttığını gösteriyor. Bilim insanları ısı artışının bu civarda tutulması gerektiğini yarım derecelik bir artışın bile yeryüzündeki birçok ekosistemi olumsuz yönde etkileyebileceğini söylüyor. Küresel ısınmanın en büyük nedenini ise kullanılan fosil yakıtlar oluşturuyor. Fosil yakıtlar ısınmaya neden olan karbondioksit ve metan gazlarının atmosferde ve okyanus sularında birikmesine neden oluyor. Aslında küresel ısınmanın asıl sonuçlarını daha yaşamadık. Çünkü ortaya çıkan karbondioksit gazı şu ana okyanus sularını daha çok ısıtıyor. Ancak bilimsel verilere göre küresel ısınma 2 dereceyi geçerse yani daha çok karbondioksit ve metan gazı salınımı olursa önce deniz canlılarına ev sahipliği yapan mercan resifleri ağaracak. Mercan resifleri deniz canlılarına barınma sağlarken onların besinleri olan planktonlara da ev sahipliği yapar. Eğer mercan resifleri ağarırsa yani ölürse deniz canlılarının ana besin kaynağı olan planktonlar da bu resiflerden ayrılır. Bilim insanları işte bu durumda deniz yaşamının yüzde 98’nin yok olacağını bildiriyor.

Bilim insanları bu tehlikeye dikkat çekiyor ama başta Amerika Birleşik Devletleri başkanı Donald Trump olmak üzere birçok siyasetçi “küresel ısınma diye bir şey yoktur” diyerek fosil yakıt tüketiminin daha çok artmasını teşvik ediyor. Birleşmiş Milletler küresel ısınmanın 2030’lara kadar 1,5 derecede tutulması daha sonrada alınan önlemler ile düşürülmesi gerektiğini bildirmişti. Ancak 2024 yılında küresel ısınma 1,5 dereceyi geçti. Günümüzde hala Çin Halk Cumhuriyeti başta olmak üzere birçok Asya ülkesi en kirli fosil yakıt olan kömürü elektrik üretiminde kullanmaya devam ediyor.

Bilim insanları eğer fosil yakıtları böyle kullanmaya devam edersek 2100 yılına kadar küresel ısınmanın 3,5 derece ila 6 derece arasında artabileceğini öne sürüyorlar. Bu sıcaklıklar başta bitkilerin tozlanmasına en büyük katkıyı yapan böceklerin ortadan kaybolması demek. Eğer böcekler olmazsa çok ciddi bir gıda krizi yeryüzünde yaşayan tüm canlıları bekliyor. Yeryüzünde her şey birbirine bağlıdır. Bir şey aksarsa tüm sistem çöker. Görünen o ki son sürat o günlere doğru gidiyoruz. Sizce Son Saat’in vaktine ne kadar kalmış olabilir?

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 05 Mart 2026

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi | göksel sözcükleriñ yayıncısı

2012'den bugüne hayallerinizi gérçekleştirirken yanınızdayız.