
İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?
Benim için “ilk yazı” biraz farklı bir deneyim. Yazmaya başladığım anı, yani ilk kez kelimeleri bir araya getirip bir düşünceyi aktardığım anı, bir tür başlangıç noktası olarak düşünebilirim. O an, bilgiyle duyguyu buluşturma çabasıydı: bir şeyleri açıklamak, düzenlemek ve paylaşmak için yazıya başvurmuştum.
Kitabınıza ilk imza attığıñız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan géçen ilk düşünce ne olmuştu?
Bu kitabın artık sadece bana ait olmadığını, okurun dünyasında da yaşamaya başladığını fark ettim. O imza aslında bir teşekkürdür: yazara duyulan güvenin ve okurun kurduğu bağın küçük bir sembolü.
Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
Daha binaya adım atar atmaz kalabalığın uğultusu, kitap kokusunun havaya karışması ve rengârenk afişlerin gözünüze çarpmasıyla bir festival havası hissedilir. İçinizde hem merak hem de tatlı bir heyecan yükselir.
Kitap fuarınıñ okuma kültürümüze katkısı var mı? Soñ yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Türkiye’de kitap okuma oranları hâlâ istenilen seviyede değil. Fuarlar, yeni kitapların tanıtılması, yazarlarla buluşma ve kültürel etkileşim için eşsiz bir platform sunuyor. Genel olarak değerlendirmek gerekirse kitap fuarları, okuma kültürünü yaygınlaştırmak için güçlü bir araçtır; ancak tek başına yeterli değildir. Asıl etki, fuarların nitelikli içerik, etkinlik ve yazar-okur buluşmalarıyla desteklenmesiyle ortaya çıkar.
Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemiñiz var mı?
Benim için yazmak, bilgiyle duyguyu birleştirmek demektir. Yani sadece doğru bilgiyi aktarmak değil, aynı zamanda okuyan kişide bir duygu uyandırmaktır. Bunun için ritim, kelime seçimi ve görsellik çok önemlidir.
Kendinize örnek aldığınız yérli veya yabancı bir yazar var mı? Étkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…
Zeus Kabadayı (Ensar Sercan Kılınç).
Edebiyatıñ günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızıñ koşulları içindeki yérini nasıl değerlerdirirsiniz?
Edebiyat, çağımızda hem bireysel hem de toplumsal anlamda vazgeçilmez bir değer taşıyor. Teknolojinin hızına karşı insanı düşünmeye, hissetmeye ve sorgulamaya davet eden bir alan olarak güncelliğini koruyor.
Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunuñ doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?
Yaşamadığınız bir duyguyu yazmak aslında edebiyatın en güçlü alanlarından biridir. Yazarın kendi deneyimiyle sınırlı kalmaması, hayal gücü ve gözlem yeteneği sayesinde başkalarının yaşadığı ya da hiç yaşanmamış duyguları aktarabilmesi edebiyatı evrensel kılar. Yazar, kendi yaşamadığı bir duyguyu yaşadığı başka bir duyguyla benzeştirerek aktarabilir. Örneğin kaybı hiç yaşamamışsa, özlemi büyüterek benzer bir boşluk hissi yaratabilir.
Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz éttiğiniz oluyor mu?
Benim yazılarımda kişisel bir geçmişten çok gözlem, bilgi ve hayal gücüyle kurulan bir ses vardır. Yani kendimden değil, kurgusal ve gerçeksel deneyimlerden söz ediyorum.
Yazdıklarıñızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?
Bir yakın dost, bazen bir editör, bazen de yazı grubundaki bir başka yazar olabilir. Bunun nedeni, yazıya daha evrensel ve dışarıdan bir geri dönüş alabilmektir.
Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dédiğiniz bir eser var mı?
“Kurgu eksikliği” bir kitabı değersiz kılmaz; bazen tam tersine okuru kendi hayal gücünü devreye sokmaya davet eder. Bu yüzden “Ben olsam böyle yazardım” hissi aslında okurun metinle kurduğu yaratıcı bir bağdır.
Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat édersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?
Kitabevlerine haftada en az üç kez giderim. Güvenilir bir yayınevi ve sevilen bir yazar seçimde belirleyici olur. Okuyuculara önereceğim kitap ise Zadie Smith’in Beyaz Dişler adlı eseridir.
Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?
Kâğıda dokunmak, harfleri elle şekillendirmek yazıya daha kişisel bir sıcaklık katar.
Okurlarınıza son sözüñüz ne olurdu?
Okurlara söylenecek “son söz” aslında bir vedadan çok bir davet olurdu. Çünkü edebiyat bitmeyen bir yolculuktan ibarettir.
Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 10 Mart 2026
