
Niçin yazıyorsunuz? Yazmak bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?
Yazmaya, aldığım eğitimin birikimlerini insanlarla paylaşma isteğiyle başladım ve bu yolculuğa bir gazetede köşe yazıları yazarak adım attım. Zamanla fark ettim ki yazı yazmak yalnızca bir ifade biçimi değil, aynı zamanda insanları birbirine bağlayan güçlü bir köprü görevi görüyor. Bugün, Kırıkkale İl Gazetesi’ndeki köşe yazılarımla ve Nefesini Fark Et kitabımla bu bağı güçlendirmeye, kelimeler aracılığıyla hayatlara dokunmaya devam ediyorum.
İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?
Evet, bunu çok iyi hatırlıyorum. Kişisel gelişim eğitimleri almaya başladığım o dönemde, kendimi bulduğumu derinden hissettim. Bu farkındalıkları ve içsel dönüşümü gizlemek istemedim. O an, kendimi bulduğumda yazmaya koyuldum; yazılarım, içsel yolculuğumun doğal bir yansıması haline geldi.
Kitabınıza ilk imza attığınız anda neler hissettiniz?
Bir okurun benden imza istemesi, uzun zamandır hayalini kurduğum o özel anlardan biriydi. O kitabı elinde tutup bana doğru uzattığını görmek ve bunu hissetmek gerçekten tarif edilemez bir deneyimdi. Bu harika duygu, kelimelerimin birine dokunduğunu ve onun yoluna ışık tuttuğumu hissettirdi.
Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? İlk girişinizde neler hissederdiniz?
Henüz bir kitap fuarına gitme fırsatım olmadı. Ancak o atmosferi yaşamak ve okurlarla birebir buluşma deneyimini çok merak ediyorum. İlk kez bir fuar ortamına adım attığımda içimde büyük bir heyecan ve minnettarlık hissedeceğimi düşünüyorum. Derin bir nefes alıp, “Evet, burası tam da bana ait bir yer” diyeceğim o anı sabırsızlıkla bekliyorum.
Kitap fuarının okuma kültürümüze katkısı var mı?
Kesinlikle var. Fuarlar, yazarlar ve okurları aynı ortamda bir araya getiriyor. İnsanlar kitaplarla birebir temas kuruyor, farkındalık kazanıyor ve okuma alışkanlıklarını güçlendiriyor. Her ilde düzenlenmesi, bilinç ve farkındalık kültürünün yayılmasına ciddi anlamda katkı sağlıyor.
Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yönteminiz var mı?
Yazmaya başlamadan önce meditasyon yapar ve nefes egzersizleri uygularım. Bu rutin, zihnimi dinginleştirir ve kelimelerin daha akıcı bir şekilde dökülmesini sağlar. Özellikle geceleri yazmaktan büyük keyif alırım; gecenin dinginliği, kelimelerin daha derinleşip samimi bir ifadeye dönüşmesine olanak tanır.
Kendinize örnek aldığınız yerli veya yabancı bir yazar var mı?
Birçok yazardan ilham alıyorum ama birebir örnek almak yerine kendi yolumu takip ediyorum. Doğu’nun bilge öğreticilerinden ve modern farkındalık yazarlarından besleniyorum, ama yazarken kendi iç sesimi ve nefesimi rehber olarak kullanıyorum.
Edebiyatın günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz?
Edebiyat, hızla tüketilen bu çağda insanı kendi iç dünyasına yönelten bir alan. Kişisel gelişim kitapları, genellikle unutma eğiliminde olduğumuz içsel farkındalığı yeniden canlandırıyor. Bu sebeple değeri her geçen gün daha da büyüyor ve insanlar için bir sığınak niteliği kazanıyor.
Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz?
Evet, yazabilirim. İnsanları gözlemlemek, hikâyelerine kulak vermek ve empatiyle yaklaşmak, deneyimlemediğim duyguları bile kavramama yardımcı olur. Okuyucu metni okurken doğal bir bağ kurmalı; bu nedenle gözlemlerime ve içsel sezgilerime her zaman büyük bir özen gösteririm.
Öykü ya da metinlerinizde kendinizden söz ettiğiniz oluyor mu?
Evet, ancak bu doğrudan bir şekilde gerçekleşmez. Satır aralarına mutlaka benden bir parça sızar. Çünkü yazdığım her şey önce içimde filizlenir, ardından okura ulaşır.
Yazdıklarınızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?
Her zaman önce eşime okutmayı tercih ederim. Onun yorumları, bakış açısı ve eleştirileri benim için büyük önem taşır. Hem beni en iyi tanıyan kişi olduğu için hem de metnin ruhunu en iyi kavrayabilen kişi olduğu için fikirleri yolumu aydınlatır.
Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz?
Her metin bir öğretidir. Beğenmesem bile “Bu metin bana ne anlatıyor?” diye bakarım. “Ben olsam böyle yazardım” dediğim yerler olur, ama bunu bir rekabet değil, yazarlık yolculuğumu geliştiren bir motivasyon olarak görürüm.
Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat edersiniz?
Sık sık ziyaret ederim. Kitap seçerken, enerjisine, anlatım tarzına, ilk sayfasındaki etkisine ve bana katacağı değere dikkat ederim. Genelde okurlara önereceğim ilk kitap, farkındalık ve içsel yolculukla ilgili bir eser olur.
Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?
Kalem kullanarak yazmak, daha duygusal ve samimi ifadeler ortaya çıkarır; genelde ilk taslaklar bu şekilde oluşur. Öte yandan, düzenleme ve son dokunuşlar klavyede daha hızlı ve akıcı bir şekilde yapılabilir. Ben her iki yöntemi de dengeli bir biçimde kullanmayı tercih ediyorum.
Okurlarınıza son sözünüz ne olurdu?
Kendinizi kaybolmuş hissettiğiniz anlarda nefesinize odaklanın. Nefes, sizi kendinize bağlayan bir kapıdır. Yolunuzu orada keşfedeceksiniz.
Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 08 Aralık 2025
