Yazarla okurlar arasında köprü kuran aylık edebiyat dergisidir.

Yazar Özlen Sarıca İle Yazarlık Üzerine Söyleşi

Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?

Hep bir gereksinimden doğar güzellikler, dibe çöküşler, zamana ve olaylara tanıklık edişler, acılar, kayıplar, mutluluklar, sevinçler… Duygularımızın, içsel dünyamızın bir göstergesidir edebiyat. Doğayı, farkındalıklarımızı, kendimizi tanımanın, varoluşumuzun, varoluş nedenimizin temsilidir. Benliğimize, kişiliğimize saygı, erdem ve adalete; davranışlarımızın yücelmesine hizmet eder.

Yaşamda hiçbir zaman geç kalınmış değildir. Cesaret, özgüven, vizyon, yaratıcılık ve kendi gücüne olan inanç benim yaşam mottolarım olmuştur.

Kurtuluşu hep başkalarında arıyoruz, ama dönüp dolaşıp yine kendimize dönüyoruz. Gerçek özgürlük, kimseye muhtaç olmamakta değil; başkasına ihtiyaç duysak bile onsuz da var olabildiğimizi fark ettiğimizde başlıyor.

Hepimiz doğaya bakıyoruz ama çoğu zaman görmüyoruz. Gözlemlediklerimizi takdir etmek uğruna yazıyor, anlatıyoruz.

İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?

Yazmaya ilk başladığım an, COVID olduğum, iki hafta boyunca odamda hapsolduğum, pandemiden kurtulup evimizin cam balkonuna çıktığım andı. Yaşamaya inat edip doğanın bana güzelliğini sunduğu andı. İçeri giren büyük bir kelebeğin rengârenk kanatlarıyla uçuşunu izlediğim, onu balkonda dışarıya özgür bırakmaya çalıştığım andı. Ağzımdan ilk dökülen “Günaydın” oldu. O anda yeniden varoluşça yazmaya başladım.

Kitabınıza ilk imza attığıñız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan géçen ilk düşünce ne olmuştu?

İlk kitabımı imzaya sunduklarında çok onurlandım. Yaşadığım heyecan ve gururun tarifi imkânsızdı.

Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?

Elbette. Kitap fuarlarına gittim. Kitap fuarları binlerce kitabın ve yayınevinin bir araya geldiği, okurların yazarlarla buluştuğu, özel indirimlerin olduğu etkinliklerdir. Bu etkinliklere adım attığımız andan itibaren kendimle aynı duyguları hisseden, farklı dünyalarda içsel yolculuklara çıkan tüm kitapseverlerle birliktelik muhteşemdir. Orada oluşan sinerji tüm insanlara adeta dalga dalga yayılır. Oradan ayrılmak istemezsiniz. Bilgiye susamışlık, tecessüs ve estetik gibi her güzelliği içinde barındırır.

Kitap fuarınıñ okuma kültürümüze katkısı var mı? Soñ yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Okuma kültürümüze tabii ki katkısı var. Okuyan insan nefes aldığının, yaşamda yer almanın ve kendini keşfetmenin farkındalığını kazanır. Adeta yaşam onun için bir ödüldür. O ödülün kıymetini bilerek yaşamının hakkını verir. Gönül ister ki her ilimizde daha da yaygınlaşsın. Bu tür yerler insanları harekete geçirir, içindeki gizil güçleri ortaya çıkarır.

Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemiñiz var mı?

Evet, bu çok güzel bir soru… Yazarken bulunduğum konum benim için çok önemlidir. Bulunduğum beldede önce sahilde yürüyüş yaparım. İnsanları gözlemlerim. Onların hâl ve duruşları, yaşam biçimleri, kıyafetleri kendilerini ele verir. Sonra doğa… O günün hava durumu, gökyüzü ve güneş benim iç dünyamın yazılarıma yansımasıdır.

Geçmişte yazdığım kitaplarda mekânım çoğunlukla bir kafe olmuştur. Sabahları kalabalık olmadan erken gider, önümde sonsuz mavilikte denizi izlerken kahvemin eşliğinde yazmaya başlarım.

Kışları ise cam balkonlu evimizde, bahçeye bakan portakal ve limon ağaçlarının olduğu, kuş sesleri ve müzik eşliğinde yazılarıma devam ederim. Her iki ortamın da tadı ayrıdır; yeter ki yaşama sıkı sıkı tutunalım.

Kendinize örnek aldığınız yérli veya yabancı bir yazar var mı? Étkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…

Yerli ve yabancı birçok yazardan etkilendim. Yerli olarak bir edebiyat öğretmenim, yazılarımın betimlemelerini Ahmet Hamdi Tanpınar’a benzetmişti. Okuduğumda zaman ve hayal dünyamın onunla örtüştüğünü fark ettim.

Ayrıca İlber Ortaylı’nın kitaplarındaki yaşam kalitesine dair düşüncelerinden etkilenmemek mümkün değildir.

Yabancı yazarlardan Jules Payot benim için önemli bir etkendir; onun eserleri içsel yolculuğumda bana eşlik etmiştir. Fyodor Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” romanı da insanın vicdan muhasebesi açısından beni etkilemiştir.

Edebiyatıñ günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızıñ koşulları içindeki yérini nasıl değerlerdirirsiniz?

Edebiyat günümüzde kültürel etkinlikler, toplumsal düşünce ve hafızamızın kalkanı olarak bireysel gelişimimize ve empati yeteneğimize büyük katkı sağlar. İnsanlar boş zaman beklentisinden vazgeçip hayatın her anında okuma ve yazmayla iç içe olmayı ihtiyaç hâline getirmelidir.

Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunuñ doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?

Annemin son nefesinde, onunla bilinçli şekilde birbirimize söyleyeceklerimizi paylaşabileceğimiz bir durumda olmak isterdim. Son günlerinde bilinci yerindeyken verdiği yaşam öğütleri çok kıymetliydi. Doğal bir şekilde bunları dile getirmek çok değerli olurdu. Çünkü o, insan sevgisiyle dolu yaşamında bizlere ve çevresine örnek bir kişilikti.

Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz éttiğiniz oluyor mu?

Genelde yazdığım kitaplar, kendimden yola çıkarak insanlara ve toplumun her kesimine hitap eden yazılardan oluşur. Sanki yazılarımla yaşamak gibidir bu süreç.

Yazdıklarıñızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?

Yazdıklarımı ilk oğlumla paylaşırım. Çünkü onun bakış açısına, eğitimi ve deneyimine güvenirim. Ayrıca editörlük anlamında kitaplarımda bana yardımcı olur. Kendisi de şiir yazmıştır.

Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dédiğiniz bir eser var mı?

İsmini şu an hatırlayamadığım bir romanda olayların akışı bana biraz karmaşık gelmişti.

Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat édersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?

Kitabevlerine fırsat oldukça giderim. Kitapları genellikle klasiklerden de seçmeye çalışırım. Ödüllü, çok satan ve güncel kitaplara da yönelirim. İyi bir yazar her zaman tercihimdir. Ülkemizde ekonomik durumlar belli olduğu için genelde iki kitap alır, kampanyalardan faydalanırım. Okumaya “Küçük Prens” ile başlanmasını öneririm.

Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?

Şu anda klavye kullanıyorum. İlk başlarda kalemle yazıyordum; onun yeri benim için çok ayrıdır. Yine de zaman zaman not almak için kalem kullanırım.

Okurlarınıza son sözüñüz ne olurdu?

Zaman… Hayatta parayla satın alınamayan tek şey, en değerli yaşam gerçeğimizdir. Bu yüzden her gün mutlaka kitap okunmalıdır. Hatta günlük rutin içinde iki kitap birden okunabilir; sabah bilimsel, sanat ve tarih türleri; akşam ise öykü ve roman tercih edilebilir. Yazmayı da günlük yaşamın içine koyup alışkanlık hâline getirmek gerekir.

Okuma ve yazma birlikte yapıldığında yaşamın değerini ve anlamını oluşturur.

Sevgi ve saygılarımla.

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 24 Nisan 2026

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi | göksel sözcükleriñ yayıncısı

2012'den bugüne hayallerinizi gérçekleştirirken yanınızdayız.