Yazarla okurlar arasında köprü kuran aylık edebiyat dergisidir.

Yazar Öznur Tunç İle Yazarlık Üzerine Söyleşi

Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?
Yazmak benim için bir hobi değil, adeta bir ihtiyaç. Çocukluk yıllarımdan beri yazar olmayı düşlüyorum ve yazı yazarken kendimi daha canlı, daha tamamlanmış hissediyorum. Kelimeler sanki nefesim gibi; zihnimde şekillenen sahneleri ve kurguları kâğıda döktüğümde ortaya benden bir iz, bana ait bir eser çıkıyor. Yazmak hem kendimi ifade etmenin hem de varlığımı anlamlandırmamın en doğal yolu.

İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz, nasıl başladınız?
Elbette hatırlıyorum. Daha 12 yaşındaydım. Yazmaya başladığım o ilk anı bir deneme olarak görmedim; kalemi elime aldığımda yazar olma hedefim çoktan belliydi. Yazdıkça karar verenlerden değildim. Yazıya ruh kattığımı ya da bir şeyleri başardığımı fark ederek değil, en başından beri ne olmak istediğini bilen biriydim. Bu, bir gün ulaşacağıma inandığım; ancak o dönemde bana hep uzak görünen bir hayaldi. Dokunamasam da varlığını derinden hissettiğim bir gelecek gibiydi.

Kitabınızı ilk imza attığınız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan geçen ilk düşünce ne olmuştu?
İlk imza anım, tarif edilmesi güç bir duyguydu. O an, uzun zamandır hayalini kurduğum ama gerçekleştiğinde bile gerçek olup olmadığına inanmakta zorlandığım özel bir andı. Bir okurun kitabımı uzatmasıyla artık yazdıklarımın sadece bana ait olmadığını tüm kalbimle hissettim. Kitabımı okuyarak kendini bulan, kendi yaşamına ya da deneyimlerine bir parça yansıtan insanları görmek beni tarifsiz bir mutluluğa boğdu. Sözlerimin başkalarının ruhlarına dokunduğunu ve karşılık bulduğunu görmek, yazar olmanın en anlamlı yönünü bana hissettirdi.

Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezmenize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
Evet, kitap fuarına gitmek benim için gerçekten çok özel bir deneyimdi. Binaya adım atar atmaz etrafı saran kitap kokusunu hissetmek ve rengârenk standların arasında olmak büyük bir heyecan yarattı. Standların arasında dolaşırken farklı dünyaları keşfetmek, yazarlarla tanışmak ve okurların ilgisini gözlemlemek tarifsiz bir histi. Her köşe ayrı bir sürpriz, her kitap ise bambaşka bir yolculuktu. Fuardan ayrılırken hem ilham dolu hem de mutlu hissediyordum.

Kitap fuarının okuma kültürümüze katkısı var mı? Son yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bana göre kitap fuarları okuma kültürüne önemli katkılar sunuyor. Son yıllarda her ilde düzenlenmeleri ve bildiğiniz gibi yoğun ilgi görmeleri, okur sayısında bir artış olduğunu hissettirmesi bakımından oldukça kıymetli.

Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemiñiz var mı?
Yazmayı genellikle gece saatlerinde ve sessiz bir ortamda tercih ediyorum. Kalem ve kâğıt benim için vazgeçilmez; onları hissederek yazmak benim için bir gereklilik. Bu yüzden her metin önce defterde el yazımla şekilleniyor. Eser tamamlandıktan sonra bilgisayara aktarılıyor. Belki garip gelebilir; ancak kelimeleri dilediğim gibi işleyebilmek için önce elimle yazmam ve onları hissetmem şart.

Kendinize örnek aldığınız yérli veya yabancı bir yazar var mı? Etkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…
Evet, örnek aldığım yazar Canan Tan. Onun Piraye kitabını ilk kez okuduğumda yazarlık yapmaya karar verdim. Bu eser, yazarlık serüvenimde ilham kaynağı olan önemli bir başlangıç noktasıydı.

Edebiyatın günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızın koşulları içindeki yérini nasıl değerlendirirsiniz?
Edebiyat günümüzde insan ruhunu besleyen en etkili araçlardan biri olmaya devam ediyor. Dijital çağın hızlı akışı içinde belki eskisi kadar fark edilmiyor; ancak değerinden hiçbir şey kaybetmiyor. Aksine düşünceyi derinleştirme, empati kurma ve hayal gücünü diri tutma gibi özellikleriyle önemini koruyor. Bu çağın zorlukları arasında edebiyat hem bir kaçış alanı hem de kendimizi ve çevremizdeki dünyayı anlamlandırmamıza yardımcı olan bir yol sunuyor.

Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunun doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?
Evet, yazabiliyorum. Kitabımda özellikle aldatılma ve deneyimlemediğim bazı duygulara yer verdim. Bu bölümleri yazarken derinlemesine araştırmalar yapıyor, konuyla ilgili uzmanlara danışıyor ve benzer olayları tecrübe eden kişilerle görüşüyorum. Yazarken önce o duyguyu kendim hissedebilmek için çaba harcıyor, ardından bunu kelimelere döküyorum. Özellikle aldatılma konusuna yoğunlaştım çünkü son derece ağır bir durumdu. Bu duyguyu en gerçekçi şekilde yansıtabilmek için üzerine o kadar yoğunlaştım ki günün sonunda kendimi gerçekten aldatılmış gibi hissettim ve bu hissiyatla yazmaya devam ettim.

Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz ettiğiniz oluyor mu?
Hayır, hiç olmadı.

Yazdıklarınızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?
Tam anlamıyla bitirdikten sonra yazdıklarımı ilk olarak kendi gözümden okurum. Yazarlığı bir kenara bırakıp, sanki yazan ben değilmişim gibi bir okur gözüyle değerlendirir ve gerekli düzenlemeleri yaparım. Daha sonra okurluğuna güvendiğim yakınlarıma ve özellikle sosyal medyadaki takipçilerime okutuyorum. Kitap basılmadan önce sosyal medyadaki okurlar metnin bir kısmını görebiliyor.

Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dediğiniz bir eser var mı?
Herkesin tarzı biraz farklı; zaman zaman “Ben olsam böyle yazardım.” dediğim oluyor.

Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat edersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?
Kitabevlerine belirli aralıklarla gidiyorum. Kitap alırken birkaç sayfasını karıştırır; yazım tarzına, akışına ve bu tür detaylara dikkat ederim. Okuyucularıma önerim ise kitapların kapaklarına pek aldanmamalarıdır. Önemli olan içeriği ve yazarın üslubudur.

Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?
Önceki soruda da dile getirdiğim gibi ben kalem diyorum. Herkesin odaklanma ve yazma tarzı farklı olabilir; ancak ben kalemden yanayım.

Okurlarınıza son sözünüz ne olurdu?
Umut her zaman var. İnanıyorum ki bizi kitaplar ve hayaller kurtaracak. Bir hayal gerçekten düşleniyorsa bir gün mutlaka hayata dönüşecektir; kitaplar da ışık saçtıkları yarınlara rehberlik eder.

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 11 Mart 2026

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi | göksel sözcükleriñ yayıncısı

2012'den bugüne hayallerinizi gérçekleştirirken yanınızdayız.