Yazarla okurlar arasında köprü kuran aylık edebiyat dergisidir.

Yazar Pınar Parin İşleyen ile yazarlık üzerine söyleşi


Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?

Yazmak sizin için bir hobi mi, yoksa bir ihtiyaç mı? Kelimelere olan sevgim bu sorunun yanıtını veriyor aslında. Kelimelerle hislerin uyumunu seviyorum, onlarda düşünce gücünün yansımasını buluyorum. Yazmak, duyguların ve düşüncelerin sığınağı gibi benim için. Yazmak, hem kendi ruhumu hem de başkalarının ruhlarını keşfetmenin bir yolu. Bu yüzden yazmak, benim için bir ihtiyaç.

İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?
İlk yazdığım anı anımsıyorum diyemem ama,10-11’li yaşlarda şiir ve piyes yazdığımı hatırlıyorum.Tarifsiz keyifliydi benim için o anlar. Hâlâ, yazdıklarını okuyunca “Güzel oldu!” deyip, yüzünde tebessüm oluşan o küçük kızı hatırlıyorum.


Kitabınıza ilk imza attığıñız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan géçen ilk düşünce ne olmuştu?


Ruhunuzdan dökülenlerin kağıt üzerinde yansımasını görmek ve bu tatlı heyecanı okurla paylaşmak çok kıymetli anlar. Okur imza için kitabı uzattığında, yüzündeki tebessümün okuma süreci boyuncada devam etmesinin beni mutlu edeceğini düşünmüştüm herhalde.


Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?

Küçük yaştan itibaren kitaplarla dolu her ortam beni büyülemiştir. Bu bir kütüphane, bir sahaf, kitaplarla kaplı bir oda ya da bir fuar olabilir, hiç fark etmez. Fuarlara da pek çok kez gittim. Her kitabın kendi derinliği ve zenginliğiyle farklı dünyalar barındırdığına inandığımdan, kitaplara dokunmak ve sayfalarına göz gezdirmek bile bu dünyaları keşfetmek için bir başlangıçtır benim için. Bu yolculuk ise beraberinde merakı, heyecanı ve keyfi getiriyor.


Kitap fuarınıñ okuma kültürümüze katkısı var mı? Soñ yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Kültürümüze tabii ki katkıları olduğunu düşünüyorum. Kitap fuarlarının, her ilde düzenlenmeye başlaması da kitap-okur, kitap-yazar buluşmaları için mühim ve güzel gelişmeler. Lâkin genel olarak fuarlarda-son gezdiğim fuarlardaki izlenimlerime göre söylüyorum bunu-kitap türlerinin ve yazarların çok kısıtlı olduğunu gördüm. Genellikle popüler diyebileceğimiz kitap türleri ve yazarları vardı. Aradığım kitapların birçoğunu bulamadım maalesef. Yazar kimliğimden ayrı, aynı zamanda bir okur olarak bu açıdan kitap fuarlarının zenginleşmesini, kalitesi için elzem buluyorum


Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemiñiz var mı?

Yazarken dış seslerden soyutlanıyorum. Bu yüzden de genelde gece yazarım. Enstrümantal müzikler, genellikle de piyano ağırlıklı klasik müzik eşliğinde daha iyi odaklanıp yazıyorum.


Kendinize örnek aldığınız yérli veya yabancı bir yazar var mı? Étkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…

Kalemi güçlü, duygu ve düşünce yoğunluğunu kendine has bir üslupla yazıya aktaran ve beni etkileyen, sevdiğim bir değil birden fazla yazar sayabilirim. Bunların başında,Necip Fazıl Kısakürek ve Cemil Meriç gelir. Yabancı yazarlardan da Franz Kafka ,Victor Hugo ve Fyodor Dostoyevski’yi farklı noktalardan yazı dilinde güçlü bulurum.


Edebiyatıñ günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızıñ koşulları içindeki yérini nasıl değerlerdirirsiniz?

Edebiyat, sanatın tartışmasız çok güçlü ve çok kıymetli bir dalı.Ama üzülerek söylüyorum edebiyatın günümüzde hak ettiği değeri gördüğünü düşünmüyorum. Okur sayısı çok az, evlerde kütüphaneler yok denecek kadar az ve genç nesil genellikle popüler kitapları ve tek tip okumayı tercih ediyor. Sanatın birçok alanında olduğu gibi edebiyatta da yüzyıllar öncesine dayanan çok ciddi birikimlerimiz var. Temennim odur ki, özellikle genç neslin bu zenginliği keşfetmesine imkân sağlayacak çalışmalar olur.


Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunuñ doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?

İnsanın yaşamadığı bir duyguyu anlatabilmesi, bunu ifade edebilmesi çok zor tabii; ama empati kurma yeteneğim güçlüdür, o yüzden yazabilirim. Böylesi bir metni okuyucunun doğal hissetmesini bu yeteneğimle sağlarım.


Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz éttiğiniz oluyor mu?

İnsanın, kendi duygu ve düşünce dünyasından tümüyle bağımsız yazdığını düşünmüyorum. Bu sebepten yazdıklarımda bana ait olan hisler, düşünceler elbette oluyor.


Yazdıklarıñızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?

Yazdıklarımı genelde ilk olarak kimseye okutmam.


Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dediğiniz bir eser var mı?

p okurken en sevmediğim durum, bir kitabın kurgusunu beğenmeyip onu yarım bırakmak zorunda kalmaktır. Bu durumu yaşamamak adına özellikle yabancı kitapların kaliteli çevirilerini tercih etmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Elbette, okuduğum kitaplarda beğenmediğim ve çeşitli açılardan eleştirebileceğim yönler oldu ve olmaya da devam ediyor. Ancak hiçbir zaman “Ben olsaydım böyle yazmazdım” gibi bir yaklaşım içinde olmadım. Çünkü bu tutumun yazara haksızlık ve saygısızlık anlamına geldiğini düşünüyorum.


Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat édersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?

20’li yaşlarda özellikle sahaflara ve kitabevlerine çok sık giderdim. Ama şu an bu çok mümkün olmuyor maalesef. Teknolojinin bu konudaki konforunu kullanmaya alıştık galiba. Kitap alırken yazar seçimi ve kitap türü benim için önemlidir. Dönem dönem bir türde okumalarım daha yoğun oluyor. Bir dönem tarih, bir dönem deneme ya da şiir gibi. Farklı türlerde önceliğim kalemi güçlü yazarları okumayı tercih etmek. Önereceğim ilk kitap sorusu çok zor bir soru ve cevabı okuyucunun yaşına, bilgi birikimine, ilgi alanına göre değişir. O yüzden bu sorunun cevabı okura göre değişir diyelim.


Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?

Kalem kullanmayı çok seviyorum. Bu nedenle tercihim genelde kalemden yana oluyor, ancak klavye ile de yazıyorum. Aslında bu durum, yazardan yazara değişiklik gösterebilen bir tercih. Bu yüzden kesinlikle şu şekilde yazılmalı gibi bir kural koyamam. Yazar kendini hangi yöntemle mutlu hissediyorsa onunla yazmalı

Okurlarınıza son sözüñüz ne olurdu?
Okumak çok güçlü, çok zengin ve çok güçlü bir eylem! Büyük bir hazine! Lütfen, bu hazineden kendinizi mahrûm bırakmayın sevgili okurlar!

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 04 Kasım 2025

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi | göksel sözcükleriñ yayıncısı

2012'den bugüne hayallerinizi gérçekleştirirken yanınızdayız.