Yazarla okurlar arasında köprü kuran aylık edebiyat dergisidir.

Yazar Rükiye Gül Bakırhan ile yazarlık üzerine söyleşi


Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?

Yazmak, başlangıçta sadece bir gereksinim olarak ortaya çıktı. Ancak yıllar geçtikçe, bu uğraş disiplinle birleşerek bambaşka bir anlam kazandı. İçimde hiç dinmeyen bir gürültü var; ya bu sesi bastıracaktım ya da dile gelmesine izin verecektim. Susturmak yerine bu gürültüye yükselme fırsatı tanımayı seçtim. Yazarken o karmaşayı düzene sokuyor, ona bir anlam yüklüyorum. Zamanla bu süreç yaşamımda vazgeçilmez bir tutkuya dönüştü.

İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?

Yıl 1997, bir yarışma için ‘Secde et’ şiirimi yazmıştım. Sıra dışı bir his, ilk defa ruhumda ki isimsiz kelimelerin, duyguların kaleme dökülmesi beni tarifsiz bir mutluluğa yönlendirmişti.

Kitabınıza ilk imza attığıñız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan géçen ilk düşünce ne olmuştu?
İlk imza anı, tarifsiz bir andı. Bir okur kitabı imzalamak için kitabı uzattığında, kitap yıpranmış defalarca okunmuş, altı çizilmiş satırlarla, kitabın kapağında el yazısı ile ismim yazılmış bir kitaptı… Kitabın bana değil de, okura ait bir eser olduğu hissi vermişti. O kadar altı çizilerek tekrar tekrar okunması, küçük notlar yazılması beni hem şaşırtmış hem de çok duygulandırmıştı.

Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
Defalarca gittim ve her gidişimde aynı heyecanı yaşıyorum. Mürekkebin kokusu kitap sayfalarının kokusu benim için dunyanın en güzel kokusudur. 

“İşte benim huzurum benim nefes aldığım dünyam” diyorum kendi kendime.

Kitap fuarınıñ okuma kültürümüze katkısı var mı? Soñ yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Büyük bir katkısı var. Okurların daha hızlı bir şekilde, kitap ile buluşmasına vesile oluyor. Okur daha hızlı kitaba ulaşıyor ve yazarlarla okurları bir araya getirerek çok değerli bir katkı sunuyor.

Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemiñiz var mı?
Herhangi bir yöntemim yok. Bir olay gördüğümde, doğaya, gökyüzüne, denize veya bir çiçeğe bir böceğe baktığımda bazen ilham alarak yazıyorum. Mutlu olduğumda, mutsuz olduğumda, özellikle gece yıldızları seyrederken… Ve en önemlisi gecenin sessizliği.

Kendinize örnek aldığınız yérli veya yabancı bir yazar var mı? Étkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…
Beğenerek okuduğum yazarlardan bazıları; Mustafa Kemal Atatürk, Yaşar Kemal, Cahit Sıtkı Tarancı, Yunus Emre, Halit Ziya Uşaklıgil, Tolstoy Victor Hugo, Louis Pasteur, Fyodor Dostoyevski.

Edebiyatıñ günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızıñ koşulları içindeki yérini nasıl değerlerdirirsiniz?
Edebiyat, bu çağda daha değerli ve yerine hiçbir şey geçemez, aynı zamanda bu çağa daha çok değer katmaya devam ediyor. Düşünceyi geliştirme, saygı, değer ve empati için de vazgeçilmez bir sanattır. 

Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunuñ doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?
Evet, yaşamadığım bir duyguyu yazarım, zaten bu insanın temel duygusu. Mutluluk, hüzün, acı, sevinci hissederim ve yazarım. Bir ihanet acısı, ve terk edilme yaşamadım ama kalbimin en derinliklerinde hissederek satırlara dökerim. 

Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz éttiğiniz oluyor mu?
Benim yazdığım şiirler, romanlar ve öyküler çoğunlukla gerçek yaşanmışlıklardır. Yazdığım her eserde mutlaka deneyimlediğim yaşadığım bir duygusal anım vardır. Zaten her eserin içinde olan kesitlerden çoğu yazarının otobiyografisidir bence.

Yazdıklarıñızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?
İlk yazdığımı, eleştirisi çok olan dostlara okutuyorum. Olumlu veya olumsuz bilgiyi net bir şekilde almayı bu şekilde amaçlıyorum. 

Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dédiğiniz bir eser var mı?
Okuduğum bir çok çalışmada öyle oluyor ama sonradan fikrim değişiyor ve bu çalışma böyle güzelmiş, Her çalışma benim istediğim gibi olsaydı farklı fikirler edinmek olmazdı diye düşünüyorum.

Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat édersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?
Her kitabı bitirdiğimde gitmeye çalışırım. O güzelim kitap kokularını doya doya teneffüs etmek için. Benim için kitap sonsuz huzurdur, kitaplar arasında kaybolur giderim. 

Kitap alırken dikkat ettiğim şey önce kapak yazısı ve konusudur. Benim okuyculara tavsiye edeceğim tek şey bir kitabı değil, her kitabı okusunlar. Her kitap farklı yolculuk ve farklı bir dünyadır.

Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?
Şiir, kısa notlar ve fikirler için kalem ile yazılmalı. Pratiklik olması için, hacimli çalışmalarda zaman kaybı yaşamamak için ise klavye. İkisi de olmazsa olmazlardandır benim için.

Okurlarınıza son sözüñüz ne olurdu?
Okuyun, güzel ve faydalı hayaller kurun. Kalbinize dokunan, hayatınıza bir aydınlık olacak bilgileri not edin. Okuduğunuz her eserde bir anlam, hayatınızı güzelleştirecek bir aydınlık olduğunu unutmayın. Okuyun okumaktan asla vazgeçmeyin.

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 31 Ekim 2025

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi | göksel sözcükleriñ yayıncısı

2012'den bugüne hayallerinizi gérçekleştirirken yanınızdayız.