Yazarla okurlar arasında köprü kuran aylık edebiyat dergisidir.

Yazar Samet Türkyurdu ile yazarlık üzerine söyleşi


Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?

Yazmak, üretmek ve ürettiklerimin okurlar için bir anlam taşıması beni gerçekten mutlu ediyor. Yazmayı yalnızca bir ihtiyaç ya da uğraş olarak görmek bana pek doğru gelmiyor. Çünkü bu, hayal gücüyle birlikte ortaya çıkan bir ortak çalışma olduğundan sınırları çizmek oldukça zor.


İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?

İlk kez yazı yazdığım anı, sanki dünmüş gibi hatırlıyorum. Ortaokul yıllarımdaydım ve akrostiş bir şiir kaleme almayı denemiştim. Şiirim hâlâ aklımda, ezberimde.


Kitabınıza ilk imza attığıñız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı uzattığında aklınızdan géçen ilk düşünce ne olmuştu?

Heyecan, mutluluk ve hatta şaşkınlık… Adeta rüya gibi bir andı. Kendi yazdıklarımı imzalarken ne yazacağımı bilememek, gerçekten çok farklı bir duyguydu.


Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?

CNR Kitap Fuarına üç kez katıldım. İlk katıldığımda kendimi tamamen yabancı hissediyordum, adeta sudan çıkmış balık gibiydim. O anki heyecanı tarif etmek gerçekten imkansız. İkinci gidişimde hissettiğim mutluluk, üçüncü ziyaretimde yerini özgüven ve gurura bıraktı. Bu süreçte adım adım bir sahiplenme duygusu ve bir aileye ait olma hissi yaşamaya başladım.


Kitap fuarınıñ okuma kültürümüze katkısı var mı? Soñ yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Elbette var. Kitap okumayı seven kişiler, yalnızca kendilerine özgü olan o eşsiz kitap kokusunu hissetmek isterler. Fuarlar, bu anlamda sınırsız denilebilecek çeşitlilik sunmaları ve yazarlarla bir arada olma imkanı sağlamalarıyla hem okuma tutkusunu artırır hem de bu tutkunun paylaşılmasıyla daha da yayılmasına katkıda bulunur.


Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yöntemiñiz var mı?

Belki tek bir yöntemden bahsetmek zor, ancak birçok farklı yöntem kendiliğinden ortaya çıkabiliyor. Kimi zaman müzik eşliğinde, kimi zaman sessizce, bazen de gece uykudan uyanarak.


Kendinize örnek aldığınız yérli veya yabancı bir yazar var mı? Étkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…

Örnek almaktan çok, gerçekten büyük bir hayranlık duyduğum yazarlar var. Bunların başında Nazan Bekiroğlu ve Stephen King geliyor. Etkilenme fikri her zaman beni biraz ürkütmüştür; çünkü taklit ile etkilenme arasında ince bir çizgi olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden, hep temkinli davranarak kendi özgünlüğümü korumaya özen gösteririm.


Edebiyatıñ günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızıñ koşulları içindeki yérini nasıl değerlerdirirsiniz?

Edebiyat, benim için dev bir çınar ağacını andırır; en sağlam köklere sahiptir ve en muhteşem yaprakların, dalların da sahibi odur. Günümüzde dijitalleşme, çağın koşullarını belirleyen bir kavram olarak, kitaplara olan bakış açımızı ciddi şekilde etkilemektedir. Artık kitaplar dijital platformlarda e-kitap formatında yer bulmakta ve daha endişe verici olan ise yapay zekaların sınırsız veriyle 5 dakikada yaratabileceği, emekten uzak metinlerdir. Bu tür metinlerle gerçek edebi eserler arasındaki farkı ayırt etmek oldukça zorlaşacağı için, edebiyatın insana özgü yönünün bir erozyona uğrama ihtimali fazlasıyla yüksek görünüyor.


Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunuñ doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?

Hayal kurma yeteneği, insanları diğer canlılardan ayıran en belirgin özelliklerden biri olmalı. Yazma eyleminin en büyük kaynağı da bu hayal gücüdür. Çünkü hayal etmenin sınırı yoktur; ister uzayda olun, ister başka bir gezegende ya da var olmayan bir dünyada. İnsan, bu özelliğini yazma becerisiyle birleştirdiğinde, yaşanmış ya da yalnızca kurgulanmış olsun, tüm bunları doğal bir akışla okuyucuya hissettirebilir.


Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz éttiğiniz oluyor mu?

Kesinlikle doğru. Yazılan metnin türüne ya da konusuna bağlı olarak, birebir kendim olmasam da kendimden veya yakın çevremden karakteristik özellikler, yaşam felsefesi ya da hayat koşullarını alıntılayarak, bunları eserdeki karakterlere taşımayı seviyorum.


Yazdıklarıñızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?

Bu durum, konu ve kişi açısından sabitlik göstermiyor. Çevremde, fikirlerine ve eleştirisel yaklaşımlarına güvendiğim dostlar bulunuyor. Onların yapmış olduğu okumalar ve değerlendirmeler, kafamdaki kurgunun tamamen olgunlaşmasına destek oluyor.


Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dédiğiniz bir eser var mı?

Beğeni oldukça göreceli bir kavram olduğundan, buna sadece saygı duymayı tercih ediyorum. Hiç kimsenin özgün kurgusuna müdahale etmek istemem.


Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat édersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?

Ne yazık ki sık sık gittiğimi söyleyemem, bunun kendimce haklı sebepleri var. Kitap alırken öncelikli olarak dikkat ettiğim şey, korsan olmaması. Neticede yazarın emeği de diğer tüm emekler gibi değerlidir ve korunmalıdır. Bunun dışında, her okuyucunun mutlaka bir tarzı vardır ve genelde kendi zevkine hitap eden kitapları tercih eder. Kitap önerisi olarak Karga Rüyaları’nı tavsiye edebilirim.


Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?

Klavye kullanıyor olsam da kalem her zaman vazgeçilmezim.


Okurlarınıza son sözüñüz ne olurdu?

Okumaya devam edin.

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 12 Aralık 2025

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi | göksel sözcükleriñ yayıncısı

2012'den bugüne hayallerinizi gérçekleştirirken yanınızdayız.