Yazarla okurlar arasında köprü kuran aylık edebiyat dergisidir.

Yazar Sultan Demirci ile yazarlık üzerine söyleşi

Niçin yazıyorsunuz? Yazmak sizin için bir uğraş mı, yoksa bir gereksinim mi?
Yazmak bana iyi geliyor, ruhumu dinlendiriyor kendime yeniden sahip oluyorum.

İlk yazdığınız anı anımsıyor musunuz; nasıl başladınız?
Anımsıyorum tabi, İlk satırlarımı lise sıralarında yazmıştım, o gün bugündür kalem elimden düşmedi.

Kitabınıza ilk imza attığınız anda neler hissettiniz? Bir okur imzalamanız için size kitabınızı
uzattığında aklınızdan geçen ilk düşünce ne olmuştu?

İlk düşüncem ‘Ben başardım’ oldu. O an yılların emeği bir imzaya sığdı.

Şimdiye dek kitap fuarına gittiniz mi? Binaya ilk girişinizden standları gezişinize dek yaşadığınız duyguları tarif edebilir misiniz?
Evet, birkaç fuara gittim. Kapıdan girdiğim anda o kitap kokusu, kalabalığın heyecanı beni hemen içine çekti. Her standda ayrı bir hikâye vardı

sanki. Kendimi oraya ait hissettim.

Kitap fuarının okuma kültürümüze katkısı var mı? Son yıllarda her ilde düzenlenmeye başladı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Okuma kültürümüzü canlı tutmanın en etkili yollarından biri kitap fuarları. İnsanlar orada yazarlarla tanışıyor, kitapların arkasındaki emeği görüyor. Her şehirde yapılması, bu kültürün kökleşmesi için çok değerli.


Yazarken neler yapıyorsunuz? Kendinize has bir yönteminiz var mı?

Yazarken genelde sessizliği severim. Kendimle baş başa kalırım, duygularımı kelimelere dökerim. Belki özel bir yöntemim yok ama her şiirim bir duygunun izinden gider.

Kendinize örnek aldığınız yerli veya yabancı bir yazar var mı? Etkilendiğiniz, üslubunu beğenip yola çıktığınız…
Bazı yazarlar kelimelerle köprü kurar, bazılarıysa duygularla. Ben duygularla yazanlardan ilham aldım, ama kendi sesimi bulmak her zaman önceliğim oldu.


Edebiyatın günümüzdeki değeri üzerine ne düşünüyorsunuz? Çağımızın koşulları içindeki yerini nasıl değerlendirirsiniz?

Edebiyatın değeri hiçbir zaman azalmadı, sadece biçim değiştirdi. İnsanlar hâlâ duygularını, düşüncelerini anlatmanın en güzel yolunun kelimeler olduğunu biliyor.


Yaşamadığınız bir duyguyu yazabilir misiniz? Böylesi bir metni okuyucunun doğalmış gibi hissetmesini nasıl sağlardınız?

Yaşamadığım bir duyguyu yazmak zor ama imkânsız değil. Empati kurduğumda, o hissi gerçekten yaşamış gibi kaleme alabiliyorum. Okurun bunu doğal hissetmesi de samimiyetle yazmaktan geçiyor.


Öykü ya da şiirlerinizde kendinizden söz ettiğiniz oluyor mu?

Kendimi yazıya katmadan duramıyorum. Belki isim yok, ama hisler hep benim.


Yazdıklarınızı ilk kime okutuyorsunuz? Niçin?

İlk okumayı, yazının ruhunu anlayacağını bildiğim birine veririm. Çünkü bir metin, okuyan kişinin kalbinde canlanmalı. Buda sanırım EŞİM oluyor 🙂


Kurgusunu beğenmediğiniz bir çalışmayı okuduğunuzda ne hissediyorsunuz? “Ben olsam böyle yazardım.” dediğiniz bir eser var mı?

Beğenmediğim bir metin bana yeni yollar açıyor. ‘Ben olsam böyle yazardım’ dediğim an, kendi sesimi daha net duyuyorum.


Kitabevlerine ne sıklıkla gidersiniz? Kitap alırken nelere dikkat edersiniz? Okuyucularınıza önereceğiniz ilk kitap ne olurdu?

Kitabevlerine sık sık gitmeye çalışırım, özellikle yeni çıkanları görmek için. Kitap alırken yazarın üslubuna ve kitabın bana hissettirdiklerine dikkat ederim. Okuyucularıma önereceğim ilk kitap ise, duyguları en iyi yansıtan bir şiir kitabı olurdu.


Kalem mi, klavye mi? Hangisiyle yazılmalı?

Kalem, duyguların sesi; klavye ise mantığın rehberi. Yazmak, bazen ikisinin dansı demek.


Okurlarınıza son sözünüz ne olurdu?

Sözcüklerin arasında kaybolmaktan korkmayın; çünkü bazen insan en çok orada bulunur.

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 31 Ekim 2025

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi | göksel sözcükleriñ yayıncısı

2012'den bugüne hayallerinizi gérçekleştirirken yanınızdayız.